بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
١
اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فى غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ
(1) ikterabe lin nasi hisabühüm ve hüm fi ğafletim mu’ridun
insanların hesapları yaklaştı onlar gaflet içinde dönüp duruyorlar
| 1. | ıkterebe (karibun) |
: yaklaştı : yakın |
| 2. | li en nâsi | : insanlar için |
| 3. | hisâbu-hum | : onların hesabı, hesap vermesi, hesaba çekilmesi |
| 4. | ve hum | : ve onlar |
| 5. | fî gafletin | : gaflet içinde |
| 6. | mu’ridûne | : yüz çevirenler |
SEBEB-İ NÜZUL
İbn Merdûye’nin İbn Abbâs ve İbnu’z-Zubeyr’den rivayetle tahricine göre Enbiyâ Sûresi Mekkî’dir. Mekkî oluşunda ihtilâf olmadığı da söylenmiştir.
Ancak Suyûtî İtkan’ında “Evet, Biz onlara da, atalarına da geçimlikler verdik. Öyle ki ömürleri kendilerine uzun geldi. Fakat şimdi görmüyorlar mı ki Biz, o yeryüzüne gelip çevresinden eksiltip durmaktayız…” (âyet: 44) âyet-i kerimesinin medenî olduğunu nakletmiştir.
Sûre, nüzul sırası itibariyle İbrahim Sûresinden sonra inmiştir.
1. İnsanların hesapının görülmesi zamanı yaklaştı. Fakat onlar halâ gaflet içinde yüz çeviriyorlar.
Kamer Süresindeki “Saat (kıyamet) yaklaştı ve ay yarıldı…” (âyet: 1-2) âyetleri nazil olduğunda Mekke müşrikleri kıyametin kopması zamanı yaklaştığına göre başlarına kıyamet kopacak korkusuyla yapmakta oldukları bazı kötülükleri yapmaktan geri durdular. Ancak zaman uzayıp kıyametin kopmadığını görünce yine eski hallerine döndüler. Bunun üzerine bu sefer “İnsanların hesaplarının görülmesi zamanı yaklaştı…” âyet-i kerimesi nazil oldu ve yine korkarak kıyametin kopmasını beklemeye başladılar. Ama yine zaman uzayıp da kıyametin kopmadığını görünce bu sefer de eski hallerine döndüler ve: “Ey Muhammed, hani nerede, bizi korkutmakta olduğun kıyamet halâ kopmadı.” Dediler.






