١٩
وَلَهُ مَنْ فِى السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِه وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ
(19) ve lehu men fis semavati vel ard ve men indehu la yestekbirune an ibadetihi ve la yestahsirun
ne varsa (hepsi) o’nundur göklerde ve yerde o’nun katındakiler kibirlenmezler o’na ibadet etmekten ve bir yorgunlukta duymazlar
| 1. | ve lehu | : ve onundur |
| 2. | men | : kimseler, kişiler |
| 3. | fî es semâvâti | : semalarda, göklerde |
| 4. | ve el ardı | : ve arz, dünya |
| 5. | ve men | : ve kimseler, kişiler |
| 6. | inde-hu | : onun yanında, katında |
| 7. | lâ yestekbirûne | : büyüklenmez, kibirlenmez |
| 8. | an ıbâdeti-hî | : onun ibadetlerinden, ona ibadet etmekten |
| 9. | ve lâ yestahsirûne | : ve onlar yorulmazlar |






