بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
١
تَبَارَكَ الَّذى نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلى عَبْدِه لِيَكُونَ لِلْعَالَمينَ نَذيرًا
(1) tebarakellezi nezzelel fürkane ala abdihi li yekune lil alemine nezira
yüce ve mübarektir o, kuluna furkan’ı indirmiştir bütün alemlere bir uyarıcı olması için
| 1. | tebâreke | : mübarek |
| 2. | ellezî | : ki o |
| 3. | nezzele | : indirdi |
| 4. | furkâne | : furkan |
| 5. | alâ abdi-hi | : kuluna |
| 6. | li yekûne | : olması için |
| 7. | li el âlemîne | : âlemlere |
| 8. | nezîren | : nezir, uyarıcı |
SEBEB-İ NÜZUL
Cumhur Sûrenin mutlak olarak mekkî olduğunu söylemiştir.
İbn Abbâs ve Katâde’den de Sûrenin mekkî olmasıyla birlikte “Onlar ki Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Kimde bunları yaparsa cezaya çarpar.
Kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılarak temelli bırakılır.
Ancak tevbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir ve Allah Gafur, Rahîm olandır.” (âyet:68-70) âyetlerinin Medine-i Münevvere’de nazil olduğu rivayet edilmiştir.
Dahhâk ise Sûrenin başından “Alemleri uyarıcı olmak üzere kuluna Furkan’ı indiren Allah’ın şânı ne yücedir!
“O ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Hiçbir çocuk edinmemiştir, hükümranlıkta ortağı yoktur. O herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş ve bir ölçüyle takdir etmiştir.
O’nu bırakıp ta bir şey yaratmıyan ve üstelik kendileri yaratılmış olan ve kendilerine ne bir zarar, ne de bir fayda veremiyen, öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya gücü yetmeyen bir takım ilâhlar edindiler.”
Ayetlerinden ibaret olan ilk üç âyeti dışında Sûrenin medenî olduğu görüşündedir. Kurtubî de sûrenin, 68-70 âyetleri dışında medenî olup Yâsîn Sûresinden sonra nazil olduğunu söyler.
“Görmedin mi Rabbin gölgeyi nasıl uzatmıştır…” (âyet: 45) âyeti dışında Sûrenin Mekkî, bu âyet-i kerimenin ise Tâif te nazil olduğu da söylenmiştir. Tâif, Mekke’ye yakın olduğu için bu âyet-i kerime de mekkî sayılmakla Sûrenin tamamı mekkî demektir.






