٢
اَلَّذى لَهُ مُلْكُ السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَريكٌ فِى الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْديرًا
(2) ellezi lehu mülküs semavati vel erdi ve lem yettehiz veledev ve lem yekül lehu şerikün fil mülki ve haleka külle şey’in fe kadderahu takdira
mülkü o’nundur gökyüzünün ve yeryüzünün o, çocuk edinmemiştir o’nun yoktur mülkünden bir ortak da her şeyi yaratmıştır sonra onların takdir ettiği ölçüde tayin etmiştir
| 1. | ellezî | : ki o |
| 2. | lehu | : onun |
| 3. | mulku | : mülk, idare |
| 4. | es semâvâti | : semalar, gökler |
| 5. | ve el ardı | : ve yeryüzü |
| 6. | ve lem yettehız | : ve edinmedi |
| 7. | veleden | : çocuk |
| 8. | ve lem yekûn | : ve olmadı |
| 9. | lehu | : onun |
| 10. | şerîkun | : şerik, ortak |
| 11. | fî el mulki | : mülkte |
| 12. | ve halaka | : ve yarattı |
| 13. | kulle şey’in | : herşey |
| 14. | fe | : o zaman, sonra |
| 15. | kaddera-hu | : ona takdir etti |
| 16. | takdîren | : takdir ederek, kader tayin ederek |






