4

٤

وَقَالَ الَّذينَ كَفَرُوا اِنْ هذَا اِلَّا اِفْكٌ افْتَريهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اخَرُونَ فَقَدْ جَاؤُ ظُلْمًا وَزُورًا

(4) ve kalellezine kefer in haza illa ifkünifterahü ve eanehu aleyhi kavmün aharune fe kad cau zulmev vezura
kâfir olanlar dedi ancak bu onun uydurduğu bir iftiradır ve ona başka kavimler yardım etti kesinlikle zulüm ve yalan (meydana) getirdiler

1. ve kâle : ve dedi
2. ellezîne keferû : inkâr edenler, kâfirler
3. in : eğer
4. hâzâ : bu
5. illâ : ancak, sadece
6. ifkun : uydurma, yalan
7. ifterâ-hu : onu uydurdu
8. ve eâne-hu : ve ona yardım etti
9. aleyhi : ona, onun üzerine
10. kavmun : kavim
11. âharûne : başkaları, diğerleri
12. fe : o zaman, böylece
13. kad câû : gelmişlerdi, gelmiş oldular
14. zulmen : zulümle
15. ve zûran : ve bâtıl olarak, bâtılla


SEBEB-İ NÜZUL

Mukatil der ki: Bu âyet-i kerime en-Nadr ibnu’l-Hâris hakkında nazil olmuştur “Bu Kur’ân ancak onun uydurduğu bir yalandır ve ona bu hususta bir başka topluluk yardım etmiştir.” diyen odur. Onun “Bir başka toplulukla kastettikleri Huvaytıb ibn Abdü’l-Uzzâ’nın kölesi Addâs (veya Aiş), Amir (veya el-Alâ’) ibnu’l-Hadramî’nin kölesi Yesâr ve yine Amir ibnu’l-Hadramî’nin diğer kölesi Cebr olup bu köleler ehl-i kitabdan imişler.

Bazı rivayetlerde en-Nadr ibnu’l-Hâris yanında Abdullah ibn Ümeyye ve Nevfel ibn Huveylid’in de adı geçmektedir ki bunlar da anılan sözü söylemede en-Nadr ibnu’l-Hâris’ten geri kalmıyan şedîd İslâm düşmanı müşriklerdir