٥٩
اَلَّذى خَلَقَ السَّموَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فى سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوى عَلَى الْعَرْشِ اَلرَّحْمنُ فَسَْلْ بِه خَبيرًا
(59) ellezi halekas semavati vel erda ve ma beynehüma fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arşir rahmanü fes’el bihi habira
Gökleri, yaratan o’dur yeri ve aralarında bulunanları altı günde sonra arşı istiva etti rahmandır ondan haberi olandan sor
| 1. | ellezî | : ki o |
| 2. | halaka | : yarattı |
| 3. | es semâvâti | : semalar, gökler |
| 4. | vel arda | : ve arz, yeryüzü |
| 5. | ve mâ beynehumâ | : ve ikisi arasındaki şeyler |
| 6. | fî | : içinde, de |
| 7. | sitteti | : altı (6) |
| 8. | eyyâmin | : günler |
| 9. | summe istevâ | : sonra istiva etti |
| 10. | alâ el arşi | : arşa |
| 11. | er rahmânu | : Rahmân |
| 12. | fe | : o zaman, öyleyse |
| 13. | es’el | : sor |
| 14. | bi-hî | : onu |
| 15. | habîren | : haberdar olan |






