٧
وَقَالُوا مَالِ هذَا الرَّسُولِ يَاْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشى فِى الْاَسْوَاقِ لَوْلَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذيرًا
(7) ve kalu mali hazer rasuli ye’külüt taame ve yemşi fil esvak lev la ünzile ileyhi melekün fe yekune meahu nezira
dediler bu resule ne oluyor! yemek yiyor çarşılarda geziyor ona bir melek indirilse de onunla beraber uyarıcı olsa ya!
| 1. | ve kâlû | : ve dediler |
| 2. | mâ li | : niçin, nasıl |
| 3. | hâzâ | : bu |
| 4. | er resûli | : resûl |
| 5. | ye’kuli | : yiyor |
| 6. | et taâme | : yemek |
| 7. | ve yemşî | : ve yürür |
| 8. | fî el esvâkı | : çarşılarda |
| 9. | lev lâ | : olmaz mıydı |
| 10. | unzile | : indirildi |
| 11. | ileyhi | : ona |
| 12. | melekun | : bir melek |
| 13. | fe | : o zaman, böylece |
| 14. | yekûne | : olur |
| 15. | mea-hu | : onunla beraber |
| 16. | nezîren | : uyarıcı, nezir |






