٩
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطيعُونَ سَبيلًا
(9) ünzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fe la yestetiy’une sebila
Bak! nasıl getirdiler senin hakkında temsiller böylece saptılar artık yol bulmaya da güçleri yetmedi
| 1. | unzur | : bak |
| 2. | keyfe | : nasıl |
| 3. | darabû | : (örnekler) verdi |
| 4. | leke | : sana |
| 5. | el emsâle | : misaller, örnekler |
| 6. | fe | : artık, böylece |
| 7. | dallû | : saptılar |
| 8. | fe | : artık, böylece |
| 9. | lâ yestetîûne | : muktedir olamazlar, güçleri yetmez |
| 10. | sebîlen | : sebîl, yol |






