٢
يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارى وَمَا هُمْ بِسُكَارى وَلكِنَّ عَذَابَ اللّهِ شَديدٌ
(2) yevme teravneha tezhelü küllü mürdiatin amma erdaat ve tedau küllü zati hamlin hamleha ve teran nase sükara ve ma hüm bi sükara ve lakinne azabellahi şedid
onu göreceğiniz gün her emzikli kadın vazgeçecek emzirdiği çocuğundan bütün hamile kadınlar düşürecek taşıdıkları çocuğunu ve insanların sarhoş olduğunu göreceksin ama onlar sarhoş değillerdir lâkin Allah’ın azabı şiddetlidir
| 1. | yevme | : gün |
| 2. | teravne-hâ | : onu görürsünüz |
| 3. | tezhelu | : unutup bırakır, ilgilenemez |
| 4. | kullu | : bütün, hepsi |
| 5. | murdıatin | : emziren kadın |
| 6. | ammâ (an mâ) | : şeylerden |
| 7. | erdaat | : emzirdi |
| 8. | ve tedau | : ve bırakır, doğurur |
| 9. | kullu | : bütün, hepsi |
| 10. | zâti | : sahip oldu |
| 11. | hamlin | : yük |
| 12. | hamle-hâ | : onu taşıdı (taşıdığı) |
| 13. | ve terâ | : ve görürsün |
| 14. | en nâse | : insanlar |
| 15. | sukârâ | : sarhoş |
| 16. | ve mâ hum bi | : ve onlar değiller |
| 17. | sukârâ | : sarhoş |
| 18. | ve lâkinne | : ve lâkin, fakat |
| 19. | azâballâhi (azâbe allâhi) | : Allah’ın azabı |
| 20. | şedîdun | : (çok) şiddetli |






