٣
وَمِنَ النَّاِس مَنْ يُجَادِلُ فِى اللّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَريدٍ
(3) ve minen nasi mey yücadilü fillahi bi ğayri ilmiv ve yettebiu külle şeytanim merid
İnsanlardan (öyle) kimseler mücadele ederler ilimleri olmadığı halde Allah ile tâbi olurlar her inatçı şeytana
| 1. | ve min en nâsi | : ve insanlardan (bir kısmı) |
| 2. | men | : kim, kimse(ler) (vardır) |
| 3. | yucâdilu | : mücâdele eder |
| 4. | fîllâhi (fî allâhi) | : Allah hakkında |
| 5. | bi gayri | : olmaksızın |
| 6. | ilmin | : ilim |
| 7. | ve yettebiu | : ve tâbî olur |
| 8. | kulle | : her, hepsi, bütün |
| 9. | şeytânin | : şeytan |
| 10. | merîdin | : çok azgın |
SEBEB-İ NÜZUL
İnsanlardan kimi vardır ki Allah hakkında bilmeden (ilimsiz) tartışır ve her azgın şeytanın ardına düşer.
Süddî’nin Ebu Mâlik’ten rivayetine göre bu âyet-i kerime “Melekler Allah’ın kızlarıdır, Kur’ân eskilerin masallarından ibarettir, Allah bu çürümüş ve toprak olmuşları diriltemez.” diyen en-Nadr ibnu’l-Hâris hakkında nazil olmuştur. İbn Cureyc ve İbn Abbâs da böyle söylemiştir.
Ebu Cehl veya Übeyy ibn Halef hakkında nazil olduğu da söylenmiştir






