٥٩
لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلًا يَرْضَوْنَهُ وَاِنَّ اللّهَ لَعَليمٌ حَليمٌ
(59) le yüdhilennehüm müdhaley yerdavneh ve innellahe leallimün halim
muhakkak onları koyacaktır razı olacakları bir yere muhakkak ki Allah bilen, hilim sahibidir
| 1. | le yudhılenne-hum | : muhakkak onları dahil edecektir, girdirecektir |
| 2. | mudhalen | : dahil edilen yer, mekân |
| 3. | yerdavne-hu | : ondan razı olurlar |
| 4. | ve inne allâhe | : ve muhakkak Allah |
| 5. | le | : mutlaka, elbette |
| 6. | alîmun | : en iyi bilendir |
| 7. | halîmun | : halimdir |
SEBEB-İ NÜZUL
Rasûlullah (sa)’ın ashabının “Allah yolunda ölenle Allah yolunda öldürülenin hükümde eşit olup olmadıklarında” ihtilâf etmeleri üzerine nazil olduğu söylenmiştir. Ashabdan bazıları: “Elbette Allah yolunda ölenle öldürülen eşittir.” derken, diğer bazıları: “Hayır, aksine Allah yolunda öldürülen diğerinden daha üstündür.” demişler ve işte bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeleri indirmiştir. Ashab arasında ortaya çıkan bu ihtilâfın Osman ibn Muaz’ın ve Ebu Seleme ibn Abdu’l-Esed’in ölmeleri üzerine olduğu da rivayet edilmiştir.
Yine rivayete göre sahabeden bazıları: “Ey Allah’ın elçisi, Allah yolunda öldürülenlere Allah’ın ne gibi hayırlar vereceğini biliyoruz. Biz de onlar gibi Allah yolunda seninle birlikte cihad ediyoruz. Peki bizler savaşta değil de normal bir ölümle ölürsek bize neler var?” diye sormuşlar ve işte onların bu sorusu üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuştur






