7

    Nüzul SırasıCüzSayfaSure
    103 17332Hacc(22)

٧

وَاَنَّ السَّاعَةَ اتِيَةٌ لَارَيْبَ فيهَا وَاَنَّ اللّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِى الْقُبُورِ

(7) ve ennes saate atiyetül la raybe fiha ve ennellahe yeb’asü men fil kubur
mutlaka kıyamet gelecektir onda hiçbir şüphe yoktur Allah mutlaka kabirde onları diriltecektir

1. ve enne : ve muhakkak
2. es sâate : o saat
3. âtiyetun : gelecektir
4. lâ raybe : şüphe yok
5. fî-hâ : onun içinde, onda
6. ve enne allâhe : ve muhakkak Allah
7. yeb’asu : beas edecek, diriltecek
8. men : kim, kimse(ler)
9. : içinde
10. el kubûri : kabirler


AÇIKLAMA

Allah Tealâ öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenin tutumunu zikrettikten sonra ilk defa yaratma şeklinde müşahede ettiği hususların tekrar yaratmaya kadir olduğuna delil oluşunu zikretti ve şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Eğer tekrar dirilmekten şüphe ediyorsanız…” Yani ey öldük­ten sanra dirilmeyi inkâr eden insanlar, tekrar dirilmenin mümkün olduğun­dan ve kıyamet günü bunun olacağından şüphede iseniz yaratılışınızın başlan­gıcına bakın. Başlangıcına kadir olan varlık insanın uğradığı şu yedi mer­halelerin delaletiyle tekrar diriltmeye de kadirdir:

1- “Biz sizi topraktan yarattık.” Yani sizin aslınız olan Adem’i topraktan yarattık. Meniyi meydana getiren maddeleri su ve topraktan oluşan bitkiler­den yarattık.

2- “Sonra nutfeden…” Yani sonra topraktan oluşan gıdalardan meydana gelen meni vasıtasıyla normal doğumlar meydana geldi.

3- “Sonra kan pıhtısından…” Yani sonra nutfe Allah’ın izniyle 40 gün son­ra yoğun veya donuk bir kan parçasına yahut kırmızı kan pıhtısına dönüşür.

4- “Sonra da belirli belirsiz bir çiğnem et parçasından yarattık.” Yani son­ra bu kan pıhtısı et parçası olur. Bu et parçası ya tam bir halde oluşur. Yani şekli, duyguları ve beden azalarının planlaması tam olur. Ya da tamamlanamaz ve henüz şekillenmeden önce yahut şekillendikten sonra kadın onu düşürür. Yahut şekli, duygu organları noksan olarak doğum meydana gelir.

Razî diyor ki: “Belli belirsiz bir çiğnem et parçası” ifadesinin insan olacak kimse için kullanılmış olması gerekir. Çünkü Cenab-ı Hak ayetin başında: “Sizi biz yarattık.” buyurmaktadır. Bu da “belli belirsiz bir çiğnem et parçası” ifadesinin düşük çocuk için kullanılma ihtimalini uzak kılmaktadır.

Kısaca: “Mukhallaka “kendisinde hiçbir eksiklik ve hiçbir ayıp bulun­mayan yaratılışı tam olan düzgün et parçası “Gayri mukhallaka” ise ayıplı, kusurlu ve tam olarak yaratılmamış et parçasıdır.

“Size beyan etmemiz için…” Yani size mükemmel kudretimizi ve hik­metimizi beyan etmemiz için ve böylece öldükten sonra dirilmenin mümkün ol­duğuna delil saymanız için sizi bu çeşit bir tedricî şekille yarattık. Zira beşeriyeti önce topraktan, sonra da ikinci olarak su ile toprak arasında hiçbir uygunluk olmadığı halde nutfeden (meniden) yaratmaya muktedir olan, aralarındaki açık farklılığa rağmen nutfeyi de kan pıhtısı haline getiren, daha sonra da kan pıhtısını et parçası, et parçasını kemik haline getiren başlangıçta olduğu gibi tekrar yaratmaya muktedirdir. Hatta bu -Zemahşerî’nin dediği gibi- daha da basittir.

5- “Sonra da sizi bebek olarak dünyaya getiriyoruz.” Sonra sizi an­nelerinizin karnından beden, akıl ve duygulan zayıf yavrular olarak çıkarırız. Sonra her yavru gelişir; Allah ona yavaş yavaş güç ve kuvvet verir.

6- “Daha sonra siz en güçlü çağınıza eriyorsunuz.” Bedenî ve aklî gücünüz kemale eriyor, nihayet gençliğin baharında kemal derecesine ulaşıyorsunuz.

7- “Kiminiz ölüyor, kiminiz de hayatın en kötü devresine ulaşıyor.” Yani siz­den bir kısmınız henüz olgunluk çağına erişmeden yahut gençlik ve kuvvetlilik halinde ölüyor. Bir kısmınız da yaşlılık ve çöküntü, kuvvet, akıl ve anlayış zayıflığı ve bunaklık yaşına kadar ulaşıyor. Nihayet eskiden çocuklukta olduğu gibi güçsüz, aklı basit, anlayışı az, bildiği şeyleri unutmuş hale dönüyor. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Kime uzun ömür verirsek onu yaratılış­ta geriletiriz.” (Yasin, 36/68).

Kısaca: Yaratılışın uğradığı bu zikredilen merhaleler ölüm ve diğer durumların insanın başına gelmesi her şeye kadir ve her şeye hâkim olan, mahlûkatı yoktan var eden, sonra onları tekrar diriltecek olan, akla ve kıyasa göre tekrar diriltmek yoktan var etmekten daha basit gelen yaratıcının “Al­lah’ın” varlığına kesin bir delildir.

Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Allah sizi bir güçsüzlükten yaratan, sonra bu güçsüzlüğün ardından size kuvvet veren, sonra da bu kuv­vetin arkasında tekrar güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O dilediğini yaratır. O herşeyi gayet iyi bilen ve her şeye kadir olandır.” (Rum, 30/54).

Bundan sonra Cenab-ı Hak öldükten sonra dirilmenin mümkün olduğuna insanın yaratılmasına benzeyen bitkilerin yaratılış şekli ile ikinci delili zikret­ti. Şöyle buyurdu:

“Sen yeryüzünü kupkuru görürsün.” Yani ey insan, düşündüğün zaman yeryüzünü ölü, kuru, çorak ve bitkisiz görürsün. Biz yeryüzüne yağmur suyu ve benzerlerini yağdırdığımız zaman yeryüzü bitki ile harekete geçer, ölümün­den sonra canlanır. Gittikçe bitkiler artar. Su ve bitkilerle yeryüzü yeşerir, kabarır, yükselir.

Daha sonra her çeşit bitki ve ekinlerden gayet güzel, süslü, hoş ve kokulu, güzel manzaralı, değişik renk, tat, koku, şekil ve yararları bulunan meyve, seb­ze ve bitkiler çıkarır. Hiçbir bitkinin yeşermediği kupkuru ve ölü toprağı dirilt­meye kadir olan elbette ölüleri diriltmeye de kadirdir.

Bu anlatılanların şu beş sonucu vardır:

1- “Benden dolayı Allah haktır.” Size şu beyan ettiğim insan, hayvan ve bitkilerin yaratılışı, her yaratığın bir halden diğer hale geçişi Allah’ın hiç şüp­he bulunmayan değişmez, engel olunmayan, kaybolmayan, yaratıcı, yönetici, dilediğini yapan hak varlık oluşu sebebiyledir. Onun dışındaki bütün yaratık­lar güçsüz ve zayıftırlar. Bu belirtilen şeylerden hiçbirini yapamazlar. Bu da yaratma hususunda tek olan yaratıcının varlığına delâlet etmektedir.

2- “Ölüleri O diriltecektir. “İnsanı, hayvan ve bitkiyi dirilttiği ve ölü toprak­tan canlı bitkileri yeşerttiği gibi ölüleri diriltmeye kadir olan ilâh da O’dur. Bu ifade bu eşyaları meydana getirmekten âciz olmayan kimse nasıl ölüleri tekrar diriltmekten âciz olabilir? diye bir uyarıdır.: “Bunları dirilten ölüleri de diril­tecektir. Şüphesiz ki O her şeye kadirdir.” (Fussilet, 41/39).

3- “Şüphesiz O her şeye kadirdir.” Allah her şeye muktedirdir. Bu belirtilen hususlarda ve diğer mümkün olan şeylere kadir olan Allah yok olduktan, çürüdükten sonra cesetleri tekrar diriltmeye kadirdir. Bütün malûmatı bilmek­tedir: “De ki: Onları ilk defa yoktan var eden tekrar diriltecektir. O bütün yaratıkları gayet iyi bilir.” (Yasin, 36/79).

4- “Kıyamet hiç şüphesiz kopacaktır.” Şunu iyi bilin ki ölüleri diriltmeye kadir olan kıyamet gününü de getirmeye kadirdir. Kıyamet Allah’ın size vaad ettiği gibi hiç seksiz şüphesiz mutlaka olacaktır.

Yedinci ayet, altıncı ayete mana yönünden olmasa da lafız yönünden atfedilmiştir. Burada mutlaka bunu tazmin edecek gizli bir fiile ihtiyaç vardır. Bu da “vel-ya’lemû (bilsinler ki)” fiilidir.

5- “Allah kabirlerde olanları diriltecektir.” Şunu yakinen bilin ki Allah kabir ehlini diriltecektir. Onlar kabirlerinde çürümüş kemikler olduktan sonra tekrar onları yaratacak, ikinci defa mahşer, hesap, sevap ve ceza günü için on­ları var edecektir.

Kısaca; insan, hayvan ve bitkinin yaratılış merhalelerinin beyan edilmesi Cenab-ı Hakkın mümkün olan herşeye kadir olduğuna, bütün malûmatı bil­diğine delildir. Bu tekrar diriltmenin mümkün, kıyametin de takdir edilmiş ol­duğunu ispat etmektedir.