١٢
فَلَعَلَّكَ تَارِكٌ بَعْضَ مَا يُوحى اِلَيْكَ وَضَاءِقٌ بِه صَدْرُكَ اَنْ يَقُولُوا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ جَاءَ مَعَهُ مَلَكٌ اِنَّمَا اَنْتَ نَذيرٌ وَاللّهُ عَلى كُلِّ شَىْءٍ وَكيلٌ
(12) fe lealleke tarikum ba’da ma yuha ileyke ve daikum bihi sadruke ey yekulu lev la ünzile aleyhi kenzün ev cae meahu melek innema ente nezir vallahü ala külli şey’iv vekil
belki de sen terk edecektin sana vahy olunanın bir kısmını daralarak ondan dolayı göğsün dediler ki velev sana bir hazine indirse ya yahut onunla bir melek gelse ya ancak sen bir uyarıcısın Allah ise her şeye vekildir
| 1. | fe lealle-ke | : ve belki sen |
| 2. | târikun | : terkeden, bırakan |
| 3. | ba’da | : bir kısmı |
| 4. | mâ yûhâ | : vahyolunan şey |
| 5. | ileyke | : sana |
| 6. | ve dâikun | : ve daralır |
| 7. | bi-hî | : onunla |
| 8. | sadru-ke | : senin göğsün |
| 9. | en yekûlû | : demeleri |
| 10. | lev | : olsa |
| 11. | lâ | : olmaz |
| 12. | lev lâ | : olsa olmaz mı |
| 13. | unzile | : indirildi |
| 14. | aleyhi | : ona |
| 15. | kenzun | : bir hazine |
| 16. | ev | : veya |
| 17. | câe | : geldi |
| 18. | mea-hu | : onunla birlikte |
| 19. | melekun | : bir melek |
| 20. | innemâ | : ancak, sadece, yalnız |
| 21. | ente | : sen |
| 22. | nezîrun | : uyarıcısın |
| 23. | vallâhu | : ve Allah |
| 24. | alâ kulli şey’in | : herşeye |
| 25. | vekîlun | : vekildir |
SEBEB-İ NÜZUL
Bu âyet-i kerime. Mekke müşrikleri Hz. Peygamber (sa)’e: “Eğer gerçekten Allah’ın elçisi isen bizim için Mekke dağlarını altına çevir, ya da bize senin peygamberliğine şehadet edecek melekler getir.” demeleri üzerine nazil olmuştur. İbn Abbâs’tan gelen rivayette müşriklerin bu tekliflerine karşı Hz. Peygamber (sa): “Hayır, ben bunu yapamam, benim buna gücüm yetmez.” demiş de bunun üzerine bu âyet-i kerime inmiştir.
Mekke müşriklerinin “Ona bir hazine indirilmeli, veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?” demeleri üzerine Hz. Peygamber (sa)’in, belki kendisine tabî olurlar umuduyla müşriklerin putlarını kötülemeyi (onlara sövmeyi) bırakmaya niyyetlendiği ve işte Hz. Peygamber (sa)’in bu niyyeti üzerine bu âyet-i kertmenin nazil olduğu da söylenmiştir (Kurtubî. age. ix.ıo). Bu, Mukâtil’in kavlidir.
Bir rivayete göre bu âyet-i kerime de bu surenin 9 ve 10. âyetleri gibi, Abdullah ibn Ümeyye el-Mahzûmî hakkında nazil olan âyetlerdendir






