٢٩
وَيَا قَوْمِ لَااَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًا اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّهِ وَمَا اَنَا بِطَارِدِ الَّذينَ امَنُوا اِنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَلكِنّى اَريكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ
(29) ve ya kavmi la es’elüküm aleyhi mala in ecriye illa alellahi ve ma ene bi taridillezine amenu innehüm mülaku rabbihim ve lakinni eraküm kavmen techelun
ey kavmim sizden istemiyorum buna karşı bir mal benim ecrim ancak Allah’a aittir ve ben iman edenleri kovacak değilim şüphesiz onlar Rablerine kavuşacaklardır lakin ben sizi görüyorum cahillik eden bir kavim olarak
| 1. | ve yâ kavmi | : ve ey kavmim |
| 2. | lâ es’elu-kum | : sizden istemiyorum |
| 3. | aleyhi | : ona karşılık, ona (onun için) |
| 4. | mâlen | : mal olarak |
| 5. | in ecriye | : eğer varsa ecrim, ücretim |
| 6. | illâ | : sadece, ancak |
| 7. | alâ allâhi | : Allah’a aittir |
| 8. | ve mâ | : ve değil |
| 9. | ene | : ben |
| 10. | bi târidi | : uzaklaştıran, kovan |
| 11. | ellezîne âmenû | : Allah’a ulaşmayı dileyen (âmenû olan) kimseler |
| 12. | inne-hum | : muhakkak onlar |
| 13. | mulâkû | : ulaşacaklar |
| 14. | rabbi-him | : Rab’lerine |
| 15. | ve lâkin-nî | : ve fakat ben |
| 16. | erâ-kum | : sizi görüyorum |
| 17. | kavmen | : bir kavim |
| 18. | techelûne | : siz cahillik ediyorsunuz |






