٣
وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا اِلى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذى فَضْلٍ فَضْلَهُ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنّى اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبيرٍ
(3) ve enistağfiru rabbeküm sümme tubu ileyhi yümetti’küm metaan hasenen ila ecelim müsemmev ve yü’ti külle zi fadlin fadleh ve in tevellev fe inni ehafü aleyküm azabe yevmin kebir
bağışlanmayı isteyin Rabbinizden sonra o’na tövbe edin sizi güzel bir şekilde faydalandırsın belli bir ecele kadar ve fazilet sahibine fazlından versin eğer yüz çevirirseniz gerçekten ben korkarım sizin başınıza gelecek büyük günün azabından
| 1. | ve en istagfirû | : ve mağrifet istemeniz |
| 2. | rabbe-kum | : sizin Rabbinizden |
| 3. | summe | : sonra |
| 4. | tûbû | : tövbe edin |
| 5. | ileyhi | : ona |
| 6. | yumetti’kum | : sizi metalandırır, faydalandırır, geçindirir |
| 7. | metâan | : bir meta, bir fayda |
| 8. | hasenen | : güzel |
| 9. | ilâ ecelin | : bir zamana kadar |
| 10. | musemmen | : belirlenmiş |
| 11. | ve yu’ti | : ve verir |
| 12. | kulle | : her, tüm, hepsi, bütün |
| 13. | zî | : sahip |
| 14. | fadlin | : fazl |
| 15. | fadle-hu | : onun fazlını |
| 16. | ve in | : ve eğer |
| 17. | tevellev | : yüz çevirirseniz |
| 18. | fe innî | : o zaman muhakkak ki ben |
| 19. | ehâfu | : korkarım |
| 20. | aleykum | : size, sizin üzerinize |
| 21. | azâbe | : azap |
| 22. | yevmin kebîrin | : büyük gün |






