٣٩
فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَنْ يَاْتيهِ عَذَابٌ يُخْزيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُقيمٌ
(39) fe sevfe ta’lemune mey ye’tihi azabüy yuhzihi ve yehillü aleyhi azabüm mükiym
ilerde bileceksiniz kime geleceğini rüsva edici azabın kime mubah olacağını sürekli kalınacak azabın
| 1. | fe sevfe | : artık yakında |
| 2. | ta’lemûne | : bileceksiniz |
| 3. | men | : kimse(leri) |
| 4. | ye’tî-hi | : ona gelecek |
| 5. | azâbun | : bir azap |
| 6. | yuhzî-hi | : onu alçaltır |
| 7. | ve yehıllu | : ve hulul eder, girer, nüfuz eder, sirayet eder |
| 8. | aleyhi | : onun üzerine, ona |
| 9. | azâbun | : bir azap |
| 10. | mukîmun | : sürekli, devamlı, kalıcı (ikâmet eden) |






