٥
اَلَا اِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا مِنْهُ اَلَا حينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ اِنَّهُ عَليمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
(5) ela innehüm yesnune sudurahüm li yestahfu minh ela hiyne yestağşune siyabehüm ya’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun innehu alimüm bi zatis sudur
dikkat edin! onlar göğüslerini bürüyüp kapatıyorlar gizlenmek için dikkat edin! onlar örtülerine bürünürlerken bilir neyi gizlediklerini neyi açığa çıkardıklarını şüphesiz o göğüslerin özünü hakkı ile bilendir
| 1. | e lâ | : değil mi |
| 2. | inne-hum | : muhakkak, gerçekten onlar |
| 3. | yesnûne | : bükerler |
| 4. | sudûre-hum | : göğüslerini |
| 5. | li yestahfû | : gizlemek için |
| 6. | min-hu | : ondan |
| 7. | e lâ | : değil mi |
| 8. | hîne | : o zaman, o vakit, böylece |
| 9. | yestagşûne (gışave) |
: perde (örtü) yaparlar, perdelerler : (perde) |
| 10. | siyâbe-hum | : elbiselerini |
| 11. | ya’lemu | : bilir |
| 12. | mâ yusirrûne | : gizledikleri şeyler (sır olanlar) |
| 13. | ve mâ yu’linûne | : ve açıkladıkları şeyler (aleni olan şeyler) |
| 14. | inne-hu | : muhakkak o |
| 15. | alîmun | : bilir |
| 16. | bi zâti es sudûri | : göğüslerde, sinelerde olanı |
SEBEB-İ NÜZUL
Bu âyet-i kerimenin nüzul sebebinde birbirinden farklı bir kaç rivayet vardır:
l. Bu âyet-i kerime, hoş görünüşlü, tatlı sözlü, Rasûlullah (sa) ile karşılaştığında onun sevdiği şekilde davranıp kalbinde ona karşı (ondan hoşlanmadığı) duygular saklıyan el-Ahnes ibn Şerîk hakkında nazil olmuştur. Bunu Kelbî şöyle ifade etmektedir: Ahnes ibn Şerîk, Hz. Peygamber (sa) ile oturduğu zamanlarda onu sevindirecek şeyler yapar, izhar eder ve fakat kalbinde, gösterdiğinin aksine duygular saklardı. İşte bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi
2. Hz. Peygamber (sa) ile karşılaştıklarında onunla karşılaşmaktan hoşlanmadıkları için eğilip bükülerek gizlenmeye çalışan, ona arkalarını dönüp elbiseleriyle yüzlerini kapatan ve bu yaptıklarından Hz. Peygamber (sa)’in haberi olmadığını sanan bazı kâfirler hakkında nazil olduğunu Ebu Hayyân tefsirinde zikretmektedir.
3. İbn Cerîr’in Abdullah ibn Şeddâd’dan rivayetine göre ise Hz. Peygamber (sa)’e karşılaştığı zaman Allah’ın Rasûlü (sa) kendisini görmesin diye gizlenmeye veya eğilip bükülerek yüzünü kapatmaya çalkan münafıklar hakkında nazil olmuştur ki buna göre bu âyet-i kerime de Medine’de nazil olmuş gibi görünmekte ise de Mekke’de iken, ilerde vukubulacak münafıkça davranışları önceden haber verme kabilinden olması mümkündür. Öte yandan Aûsî’nin özellikle belirttiği gibi, burada zikredilen münafıklığın Medine’de ortaya çıkan münafıklık olması yanında, münafıkların davranışına benzer şekilde müslümanlara karşı müdârât ile davranan, ne onlarla, ne de müşriklerle aralarını bozmamaya çalışan bazı kureyşlilerin bu kabilden davranışları üzerine Mekke’de nazil olmuş olması da ihtimal dahilindedir.
4. Buhârî’nin Muhammed ibn Abbâd ibn Cafer’den rivayetine göre o, İbn Abbâs’ı bu âyet-i kerimeyi okurken işitip bu âyettekilerle kimin kastedildiğini sormuş da İbn Abbâs şöyle demiş: Onlar bir takım insanlardı ki helaya gittiklerinde edeb yerlerinin (göğe doğru) açılmasından, kadınlarıyla cinsel ilişkide bulunurken edeb yerlerinin açılmasından utanırlardı. İşte bu âyet onlar hakkında nazil oldu.
5. Zeccâc’ın kaydettiğine göre müşriklerden bir grup: “Muhammed’e düşmanlık üzere kapılarımızı kapatıp örtülerimizi salıversek, elbiselerimize bürünsek ve göğüslerimizi büküp gizlensek Muhammed bizim kendisine düşman olduğumuzu nereden bilecek!?” demişler de Allah Tealâ onların gizledikleri bu düşmanlıklarını haber vermek üzere bu âyet-i kerimeyi indirmiştir.
8. Sayılı bir müddete kadar üzerlerinden azabı erteliyecek olsak mutlaka “Bunu alıkoyan da ne?” derler. Dikkat edip uyanık olun, o geldiği gün onlardan asla dönmeyecek, alaya aldıkları şey onları kuşatıp mahvedecektir,
İbnu’l-Munzir ve İbn Ebî Hatim’in Katâde’den rivayetlerinde o şöyle demiştir: “İnsanlara, hesaba çekilmeleri vakti yaklaştı…” (Enbiyâ, 21/1) âyet-i kerimesi nazil olunca insanlar günahlardan çekinmeye başladılar. Bir kısmı biraz çekindi, ama çok geçmeden daha önce yapmakta oldukları kötü amellere tekrar döndüler. Bunun üzerine Allah Tealâ: “Allah’ın emri geldi, binaenaleyh onun acele gelmesini istemeyin…” (Nahl, 16/1) âyet-i kerimesini indirdi. Dalâlet ehlinden bazı kimseler: “İşte Allah’ın emri bu, nihayet geldi.” deyip kötü amelleri bıraktılar. Ama onlardan bir kısmı yine çok geçmeden kötü ameller işlemeye döndüler de bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.
9. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra onu geri alırsak andolsun ki o. pek ümitsiz, pek nankör olur
AÇIKLAMA
İyi bilin ki kâfirler veya müşrikler Allah’a davet ettiğini duyunca Rasulullah (s.a.) ve başka hiç kimse kendilerini görmesin diye inat ve küfürde ileri giderek göğüslerini Rasulullah (s.a.)’tan öbür tarafa çevirirler.
Yine iyi bilin ki onlar elbiselerine büründükleri ve bu elbiseleriyle başlarını örttükleri zaman Allah’tan veya Muhammed’den gizlenip de Allah’ın kendilerini görmediğini zannettiklerinde Allah onların kalplerinde gizlediklerini ve dilleriyle açığa vurduklarını iyi bilir. Onların geceleyin gizlediklerini, gündüz açığa vurduklarını iyi bilir.
Yüce Allah “Elâ(: iyi bilin ki)” edatını onların gizlenme vakitlerine işaret etmek için tekrarladı. Zamirin Allah’a raci olması (“Allah’tan gizlenmek için” şeklinde mana verilmesi) “Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir” ayetinin delâleti ile daha evlâdır.
Çünkü Allah kalplerdeki sırları, kalpten geçen duyguları çok iyi bilendir. O halde sırlarının Allah’a gizli kaldığını zannedenler dikkatli olsunlar ve bilsinler ki Allah kâinattaki her şeyden, gönüllerde yer alan şüphe ve vesveselerden haberdardır. O, her insanı gizlediği ve açığa vurduğu şeylerle sorgulayacaktır






