٢
اَللّهِ الَّذى لَهُ مَا فِى السَّموَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَوَيْلٌ لِلْكَافِرينَ مِنْ عَذَابٍ شَديدٍ
(2) allahüllezi lehu ma fis semavati ve ma fil ard ve veylül lil kafirine min azabin şedid
o’nundur, Allah’ındır göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi yazıklar olsun kafirlere şiddetli bir azaptan dolayı
| 1. | allâhi | : Allah |
| 2. | ellezî | : o ki |
| 3. | lehu | : onundur |
| 4. | mâ | : şeyler |
| 5. | fî es semâvâti | : göklerde, semalarda |
| 6. | ve mâ | : ve şeyler |
| 7. | fî el ardı | : yerde |
| 8. | ve veylun | : ve vay haline, yazıklar olsun |
| 9. | li el kâfirîne | : inkâr edenler, kâfirler için, kâfirlere |
| 10. | min azâbin | : (azaplardan bir) azap |
| 11. | şedîdin | : şiddetli |
AÇIKLAMA
Ey Muhammed! Bu, Allah’ın izniyle insanları karanlıklar dan aydınlığa, güçlü ve övülmeye lâyık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah’ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitap’tır. Uğrayacakları çetin azaptan dolayı vay kâfirlerin haline!






