٢
وَاتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنى اِسْرَاءلَ اَلَّا تَتَّخِذُوا مِنْ دُونى وَكيلًا
(2) ve ateyna musel kitabe ve cealnahü hüdel li beni israiyle ella tettehizu min duni vekila
Musa’ya kitap verdik onu hidayet göstericisi yaptık israil oğullarına benden başka vekil edinmeyin diye
| 1. | ve âteynâ | : ve verdik |
| 2. | mûsâ | : Musa |
| 3. | el kitâbe | : kitap |
| 4. | ve cealnâ-hu | : ve onu kıldık |
| 5. | huden | : hidayete erdiren, hidayetçi |
| 6. | li benî isrâîle | : İsrailoğulları için |
| 7. | ellâ tettehızû | : edinmeyin (diye) |
| 8. | min dûnî | : ondan başka |
| 9. | vekîlen | : bir vekil |






