٥
فَاِذَا جَاءَ وَعْدُ اُوليهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَا اُولى بَاْسٍ شَديدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا
(5) fe iza cae va’dü ulahüme beasna aleyküm ibadel lena üli be’sin şedidin fe casu hilaled diyar ve kane va’dem mef’ula
vaad geldiği zaman ikisinden birincisi sizin üzerinizde göndereceğiz çok kuvvetli ve şiddetli bir takım kullarımızı diyarları aralarına girerek araştıracaklar bu, açıklanmış bir vaat olduğunu
| 1. | fe | : artık böylece |
| 2. | izâ câe | : geldiği zaman |
| 3. | va’du | : vade, zaman |
| 4. | ûlâ-humâ | : ikisinden birincisi |
| 5. | beasnâ | : gönderdik |
| 6. | aleykum | : sizin üzerinize |
| 7. | ibâden | : kullar |
| 8. | lenâ | : bizim |
| 9. | ulî | : sahip |
| 10. | be’sin | : kuvvet |
| 11. | şedîdin | : şiddetli, çok çetin |
| 12. | fe | : böylece |
| 13. | câsû | : aradılar |
| 14. | hılâle ed diyâri | : evlerin arası |
| 15. | ve kâne | : ve oldu |
| 16. | va’den mef’ûlen | : yapılması vaadedilen |






