٩
اِنَّ هذَا الْقُرْانَ يَهْدى لِلَّتى هِىَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنينَ الَّذينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَبيرًا
(9) inne hazel kur’ane yehdi lilleti hiye akvemü ve yübeşşirul mü’mininellezine ya’melunes salihati enne lehüm ecran kebira
kesinlikle bu kur’an kişileri en doğru olan hidayete eriştirir ve salih amel işleyen mü’minlere de müjdeler kendileri için çok büyük bir ecir olduğunu
| 1. | inne | : muhakkak |
| 2. | hâzâ el kur’âne | : bu Kur’ân |
| 3. | yehdî | : hidayete erdirir |
| 4. | li elletî | : ki onu |
| 5. | hiye | : o |
| 6. | akvemu | : en kuvvetli, en kavi, en sağlam |
| 7. | ve yubeşşiru | : ve müjdeler |
| 8. | el mu’minîne ellezîne | : mü’min kimseler ki, onlar |
| 9. | ya’melûne | : yaparlar, amel ederler |
| 10. | es sâlihâti | : salih ameller |
| 11. | enne | : muhakkak, vardır, olduğunu |
| 12. | lehum | : onlar için |
| 13. | ecren kebîren | : büyük bir ecir, mükâfat |






