٢٩
فَلَمَّا قَضى مُوسَى الْاَجَلَ وَسَارَ بِاَهْلِه انَسَ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ نَارًا قَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُوا اِنّى انَسْتُ نَارًا لَعَلّى اتيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
(29) felemma kada musel ecele ve sara bi ehlihi anese min canibit türi naran kale li ehlihim küsu inni anestü naran lealli atiküm minha bi haberin ev cezvetim minen nari lealleküm tastalun
Nihayet musa hizmet müddetini bitirince ailesi ile yola çıktı hissetti tur tarafından bir ateşin (varlığını) (musa) ailesine dedi bekleyin ben bir ateş gördüm umulur ki size getiririm ondan bir haber yahut ateşten bir parça olur ki sizler ısınırsınız
| 1. | fe | : artık, böylece |
| 2. | lemmâ | : olduğu zaman |
| 3. | kadâ | : tamamladı |
| 4. | mûse | : Musa |
| 5. | el ecele | : ecel, süre |
| 6. | ve sâre | : ve yürüdü gitti |
| 7. | bi | : ile |
| 8. | ehli-hi | : ailesiyle |
| 9. | ânese | : gözüne çarptı, farketti, farkına vardı |
| 10. | min | : den |
| 11. | cânibi | : yan, taraf |
| 12. | et tûri | : Tur |
| 13. | nâren | : ateş |
| 14. | kâle | : dedi |
| 15. | li | : için, …e |
| 16. | ehli-hi | : onun ailesi |
| 17. | imkusû | : durup bekledi |
| 18. | innî | : muhakkak ben |
| 19. | ânestu | : gözüne çarptı, farketti |
| 20. | nâren | : bir ateş |
| 21. | leallî | : umarım, belki ben |
| 22. | âtî-kum | : size getireyim |
| 23. | min-hâ | : ondan, oradan |
| 24. | bi | : ile |
| 25. | haberin | : bir haber |
| 26. | ev | : veya |
| 27. | cezvetin | : alevli kor |
| 28. | min | : den |
| 29. | en nâri | : ateş |
| 30. | lealle-kum | : umulur ki siz, böylece siz |
| 31. | testalûne | : ısınasınız |






