٣٩
وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِى الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّوا اَنَّهُمْ اِلَيْنَا لَايُرْجَعُونَ
(39) vestekbera hüve ve cünudühu fil erdi bi ğayril hakki ve zannu ennehüm ileyna la yurceun
Böylece firavun ve orduları büyülendi o yerde haksız yere onlar gerçekten zannettiler ki bize döndürülmeyecekler
| 1. | vestekbere | : ve büyüklendiler |
| 2. | huve | : o |
| 3. | ve cunûdu-hu | : ve onun askerleri, onun orduları |
| 4. | fî el ardı | : yeryüzünde |
| 5. | bi gayri | : olmaksızın, dışında |
| 6. | el hakkı | : hak |
| 7. | ve zannû | : ve zannettiler |
| 8. | enne-hum | : onlar olduğunu |
| 9. | ileynâ | : bize |
| 10. | lâ yurceûne | : rücu ettirilmeyecekler, döndürülmeyecekler |






