٧
وَاَوْحَيْنَا اِلى اُمِّ مُوسى اَنْ اَرْضِعيهِ فَاِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَاَلْقيهِ فِى الْيَمِّ وَلَا تَخَافى وَلَا تَحْزَنى اِنَّا رَادُّوهُ اِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلينَ
(7) ve evhayna ila ümmi musa en erdiiyh fe iza hifti aleyhi fe elkiyhi fil yemmi ve la tehafi ve la tahzeni inna radduhü ileyki ve cailuhü minel murselin
Musa’nın annesine vahy ettik çocuğu emzir onun (öldürülmesinden) korktuğun zaman onu deryaya bırak hem korkma ve üzülme çünkü biz onu sana tekrar vereceğiz kendisini resullerden yapacağız
| 1. | ve evhaynâ | : ve vahyettik |
| 2. | ilâ ummi | : annesine |
| 3. | mûsâ | : Musa |
| 4. | en erdıî-hi | : onu emzirmesi |
| 5. | fe | : artık, böylece |
| 6. | izâ hıfti | : korktuğun zaman |
| 7. | aleyhi | : onun üzerine, onun için |
| 8. | fe | : artık, böylece |
| 9. | elkî-hi | : onu bırak, at |
| 10. | fî el yemmi | : denize, nehire |
| 11. | ve lâ tehâfî | : ve korkma |
| 12. | ve lâ tahzenî | : ve üzülme |
| 13. | innâ | : muhakkak biz |
| 14. | râddû-hu | : onu geri vereceğiz, döndüreceğiz |
| 15. | ileyki | : sana |
| 16. | ve câılû-hu | : ve onu kılacağız |
| 17. | min el murselîne | : mürselinden, resûllerden |






