٧٩
فَخَرَجَ عَلى قَوْمِه فى زينَتِه قَالَ الَّذينَ يُريدُونَ الْحَيوةَ الدُّنْيَا يَالَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَا اُوتِىَ قَارُونُ اِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظيمٍ
(79) fe harace ala kavmihi fi zinetih kalellezine yüridunel hayeted dünya ya leyte lena misle ma utiye karunü innehu lezu hazzin aziym
Derken kavminin karşısına çıktı (zenginliğini gösteren) ziynet ile arzu edenler dedi dünya hayatını aynı misli bizimde olsa keşke (şu) karun’a verilenlerin gerçekten o, büyük hazinelerin sahibi
| 1. | fe | : artık, böylece |
| 2. | harece | : çıktı |
| 3. | alâ kavmi-hi | : onun kavmine (kendi kavmine) |
| 4. | fî | : içinde |
| 5. | zîneti-hi | : onun ihtişamı, süsü |
| 6. | kale | : dedi |
| 7. | ellezîne | : onlar |
| 8. | yurîdûne | : isterler |
| 9. | el hayâte ed dunyâ | : dünya hayatı |
| 10. | yâ | : ey |
| 11. | leyte | : keşke |
| 12. | lenâ | : bize, bizim |
| 13. | misle | : kadar, gibi |
| 14. | mâ | : şey |
| 15. | ûtiye | : verildi |
| 16. | kârûnu | : Karun |
| 17. | inne-hu | : muhakkak o |
| 18. | le | : gerçekten |
| 19. | zû | : sahip |
| 20. | hazzin azîmin | : en büyük haz |






