1

    Nüzul SırasıCüzSayfaSure
    69 15292Kehf(18)

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ

١

اَلْحَمْدُ لِلّهِ الَّذى اَنْزَلَ عَلى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا

(1) elhamdü lillahillezi enzele ala abdihil kitabe ve lem yec’al lehu iveca
Hamd Allah’a mahsustur O ki kuluna kitabı indirmiş ve onda hiçbir eğrilik yapmamıştır

1. el hamdulillâhillezî : hamd Allah’adır, o ki
2. enzele : indirdi
3. alâ abdi-hi : kuluna
4. el kitâbe : kitabı
5. ve lem yec’al : ve kılmadı, olmadı
6. lehu : onda
7. ivecen : bir çarpıklık, eğrilik


SEBEB-İ NÜZUL
Meşhur olan rivayette sûre mekkîdir ve tamamı bir defada toptan indirilmiştir.

Deylemî’nin Müsnedu’l-Firdevs’te Enes’den, onun da Hz. Peygamber (sa)’den rivayetinde Efendimiz (sa) şöyle buyurmuş: “Kehf Sûresi toptan indi­rildi. Beraberinde 70 bin melek vardı.”

İbn Abbâs ve Katâde’den gelen bir rivayette 28. âyeti hariç mekkî olduğu,

Mukatil’den, başından ilk sekiz âyet ile 107. âyetten Sûrenin sonuna kadar olan âyetlerin medenî, kalan kısmının ise mekkî olduğu rivayet edilmiştir.

l. Hamd O Allah ‘a mahsustur ki, kuluna kitabı indirdi ve  onda hiçbir eğrilik kılmadı.

Ebu Cafer et-Taberî’nin Muhammed ibn İshak kanalıyla İbn Abbâs’tan rivayet ettikleri arasında İbn Abbâs şöyle anlatıyor: Kureyş müşrikleri en-Nadr ibnu’l-Hâris ve Ukbe ibn Ebî Muayt’ı, Medine’de bulunan yahudi hahamlarına gönderdiler ve onlara şöyle dediler: Yahudi hahamlarına Muhammed’i sorun; onun niteliklerini onlara söyleyin, söylediklerini nakledin. Onlar ilk kitapların sahipleridir. Bizde olmıyan peygamber haberleri onlarda vardır.”

İkisi Mekke’den yola çıktılar ve Medine-i Münevvere’ye gelerek buradaki yahudi hahamlarına Hz. Muhammed’in vasıflarını anlatıp sözlerinden bir kısmı nı onlara hikâye ettiler ve dediler ki: “Sizler Tevrat ehlisiniz. Bizim şu arkadaşımızdan bize haber vermeniz için; onun bu iddiasında doğru olup olmadığını biliyormusunuz diye size sormaya geldik.”

Yahudi hahamları şöyle akıl verdiler: “Şimdi size söyleyeceğimiz üç şeyi ona sorun. Eğer onları bilirse o Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir. Yok eğer bilemezse bilin ki o bir sahtekârdır, kendi kendine uyduruyor; onun hakkında ne istiyorsanız yapın: Ona çok eski zamanlarda geçmiş gençleri sorun; durumları neydi? Onların gerçekten garip, şaşırtıcı bir haberleri vardır. Ona çok dolaşan ve yeryüzünün doğularına, batılarına kadar ulaşıp dolaşan adamı sorun; haberi neydi? Bir de ona ruhu sorun ki o nedir? Şayet size bunları haber verirse bilin ki o peygamberdir, ona tâbi olun. Yok eğer haber veremezse bilin ki kendiliğinden uyduruyor, onun hakkında neyi uygun görüyorsanız onu yapın.”

Nadr ve Ukbe Medine’den ayrılıp Mekke’ye Kureyş’in yanına geldiler ve: “Ey Kureyş topluluğu size, Muhammed’le aranızı ayıracak şeyi getirdik; yahudi bilginleri bize, ona şunları sormamızı emrettiler.” dediler ve hahamların onlara verdikleri soruları anlattılar.

Kureyşliler Hz. Peygamber (sa)’e geldiler ve: “Ey Muhammed, bize haber ver bakalım…” diyerek yahudi hahamlarının sormalarını istedikleri soruları sordular. Hz. Peygamber (sa) de “İnşaallah” demeyi unutarak: “Sorduklarınızın cevabını size yarın haber vereceğim.” buyurdular. Bunun üzerine Kureyşliler O’nun yanından ayrıldılar. Allah’ın Rasûlü (sa) 15 gece kaldı ve fakat bu esnada Allah Tealâ kendisine bu konularda hiçbir vahy göndermedi, Cebrail de kendi sine gelmedi. Nihayet Mekkeliler kendi aralarında konuşmaya başladılar: “Muhammed bize yarın haber vereceğim diye vaadde bulundu. Bugün 15 gün oldu halâ sorduklarımızdan hiçbiri hakkında bize herhangi bir haber getirmedi.” demeye başladılar. Elbette vahyin gelmemesi, Hz. Peygamber (sa)’i çok üzdü, Mekkelilerin konuşmaları da ona ağır geldi. Ama sonunda Cibrîl geldi ve Allah Tealâ’dan (Ashab-ı) Kehf Sûresi’ni getirdi ki onda sordukları o gençlerin ve o çok dolaşan adamın haberi ve müşriklerin söylediklerine üzüldüğü için ona bir muâtebe vardı. Bir de “Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbımın emrindendir ve size ilimden çok az bir şey verilmiştir.” âyetini getirdi.

İbn İshak der ki: Bana ulaştığına göre Hz. Peygamber (Kureyşlilere) sûre nin başından itibaren okumaya başladı: “Hamd O Allah’a mahsustur ki kuluna kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik kılmadı…”

Yine İbn İshâk, Cibril’in, Hz. Peygamber (sa)’e sorulanların (Rûh, Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn) cevabını getirdiğinde onun: “Ey Cibrîl, bize gelmedin ve biz senin hakkında su-i zanda bulunduk.” demesi üzerine “Biz ancak Rabbının emri ile ineriz. O’nundur önümüzde, arkamızda ve bu ikisi arasındaki her şey ve Rabbin unutkan (seni unutmuş) değildir.” (Meryem, 19/64) âyet-i kerimesini de okuduğunu kaydeder.