١٠
اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا اتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّءْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا
(10) iz evel fityetü ilel kehfi fe kalu rabbena atina mil ledünke rahmetev ve heyyi’ lena min emrina raşeda
o zaman sığındı gençler mağaraya şöyle dediler ey Rabbimiz bize katından rahmet ver bizim işlerimizi kolaylaştır (ve) rüşte eriştir
| 1. | iz evâ | : sığındıkları zaman |
| 2. | el fityetu | : gençler |
| 3. | ilel kehfi (ilâ el kehfi) | : mağaraya |
| 4. | fe kâlû | : o zaman dediler |
| 5. | rabbe-nâ | : Rabbimiz |
| 6. | âti-nâ | : bize ver |
| 7. | min ledun-ke | : senin katından |
| 8. | rahmeten | : bir rahmet |
| 9. | ve heyyi’ | : ve bağışla, lütfet |
| 10. | lenâ | : bize |
| 11. | min emri-nâ | : emrimizden, içimizden |
| 12. | reşeden | : irşad edecek |






