٧
اِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى الْاَرْضِ زينَةً لَهَا لِنَبْلُوَهُمْ اَيُّهُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا
(7) inna cealna ma alel erdi zinetel leha li neblüvehüm eyyühüm ahsenü amela
şüphesiz biz yaptık ki; yeryüzündekileri onlar için ziynetli onları imtihan edelim onlardan hangisi daha güzel amel işleyecek
| 1. | innâ | : muhakkak biz |
| 2. | cealnâ | : kıldık |
| 3. | mâ | : şeyleri |
| 4. | alel ardı (alâ el ardı) | : yeryüzünde |
| 5. | zîneten | : süs, ziynet |
| 6. | lehâ | : ona |
| 7. | li nebluve-hum | : onları imtihan etmemiz için |
| 8. | eyyu-hum | : onların hangisi |
| 9. | ahsenu | : daha güzel, en güzel |
| 10. | amelen | : amel |






