3

٣

اِنَّ شَانِءَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ

(3) inne şanieke hüvel’ebter
Şüphesiz sana buğuz eden ebter (soyu gelmeyecek) odur

1. inne : muhakkak
2. şânie-ke : sana buğzetti
3. huve : o
4. el ebteru : ebter, soyu kesik

إِنَّ doğrusu شَانِئَكَ sana buğz edendir هُوَ الْأَبْتَرُ asıl soyu kesik


SEBEB-İ NÜZUL

a) Daha önce (Nisa Sûresinin 51. âyetinin nüzul sebebinde de geçtiği üzere İbn Abbâs’tan rivayette o şöyle anlatıyor: Ka’b ibnu’l-Eşref Mekke’ye geldi­ğinde Mekke müşrikleri: “Sen Medine halkının en hayırlısı ve efendisisin değil mi?” dediler. O: “Evet, öyleyimdir.” dedi. “Şu soyu kesik, kavminden kopmuş kötü adam hakkında ne dersin. O, kendisinin bizlerden hayırlı olduğunu zanne­diyor. Halbuki bizler hacıların, sedanetin ve şikayetin ehliyiz” dediler. Ka’b: “Siz ondan daha hayırlısınız.” dedi de “Hiç şüphesiz seni ayıplayanın kendisi ebter, soyu kesik olandır.” âyeti ve “Kendilerine kitabdan bir pay verilmiş olan­ların Puta ve Tâğût’a inanıp küfredenlere: “Bunlar, iman etmiş olanlardan daha doğru yoldadırlar.” dediklerini görmedin mi?” (Nisa, 4/51) âyet-i kerimesi nazil oldu.

İbn Abbâs, Mücâhid, Saîd ibn Cübeyr ve Katâde sûrenin el-As ibn Vâil hakkında nazil olduğu görüşündedirler.

Muhammed ibn İshak’ın Yezîd ibn Rûmân’dan rivayetle zikrettiğine göre el-As ibn Vâil, yanında Hz. Peygamber zikredildiği zaman: “Bırakın şu adamı; onun soyu kesik, onun çocuğu yok. Helak olduğu (öldüğü) zaman adı sanı kesi­lecek” demiş ve işte bunun üzerine bu sûre nazil olmuştur. İbn Abbâs’tan rivayete göre de o bir gün Mescid-i Haram’a girerken Hz. Peygamber (sa) de çıkmakta imiş. Kapıda karşılaşmışlar ve bir süre konuşmuş­lar. Sonra o Mescid-i Harâm’da oturmakta olan kureyş’in ileri gelenlerinin ya­nına uğramış da ona: “Konuştuğun kimdi?” diye sormuşlar. Hz. Peygamber (sa)’i kastederek “Şu soyu kesik adamla.” demiş. Ondan biraz önce de Hz. Pey­gamber (sa)’in Hadice’den olan oğlu Abdullah vefat etmiş imiş. Onlar, oğlu olmıyana “ebter=soyu kesik” adı verirlermiş. İşte bunun üzerine Allah Tealâ bu Sûreyi indirmiş.

Atâ’dan ise Sûrenin Ebu Leheb hakkında nazil olduğu rivayet edilmiştir. Hz. Peygamber (sa)’in erkek çocuğu öldüğünde müşriklere gitmiş ve: “Bu gece Muhammed’in soyu kesildi.” demiş ve bunun üzerine Allah Tealâ: “Şu seni kınayan var ya; işte o, ancak o ebter, soyu kesik olanı indirmiş. Şimr ibn Atiyye’den rivayete göre ise bu sözü söyleyen ve Sûrenin nüzulüne sebep olan Ukbe ibn Ebî Muayt’tır.

Bu rivayetlere göre sûre, Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur.

b) Taberânî’nin zayıf bir senedle Ebu Eyyûb’dan rivayetine göre Hz. Pey­gamber (sa)’in oğlu İbrahim vefat ettiğinde müşrikler sevinerek birbirlerine bu haberi yetiştirmişler ve: “Şu sâbiînin bu gece soyu kesildi.” demişler de bunun üzerine Allah Tealâ bu sûreyi indirmiş.

Müslim’in Enes ibn Mâlik’ten rivayetle tahric ettiği bir hadiste o şöyle an­latıyor: Bir gün Rasûlullah (sa) mescidde aramızda bulunuyordu. Hafifçe uyur gibi bir hal aldı. Sonra tebessüm ederek başını kaldırdı. Biz: “Seni güldüren ne­dir ey Allah’ın elçisi?” diye sorduk. “Az önce bana bir sure indirildi.” buyurdu ve “Rahman Rahîm Allah’ın adıyla. Gerçekten Biz azimüşşan sana kevseri ver­dik.” Öyle ise Rabbın için namaz kıl ve kurban kes. Sana buğzeden; şüphesiz ki soyu kesik olari işte odur.”u okudu, sonra: “Biliyor musunuz kevser nedir?” di­ye sordu. “Allah ve Rasûlü en iyi bilendir.” dedik. “Rabbimin bana va’dettiği bir nehirdir. Onda çok hayır vardır. O, kıyamet günü ümmetimin su içmeye ge­leceği bir havuzdur. Kapları, yıldızlar sayısıncadır. Onların (ümmetimin) için­den bir kul oradan ayrılıp uzaklaştırılacak da ben: “Rabbım, o benim ümmetimdendir.” diyeceğim. Rabbim: “Onun senden sonra neler yaptığını bilmiyorsun.” buyuracak

Kurrâdan bir çoğu bu iki rivayete dayanarak sûrenin Medine-i Münevvere’de nazil olduğunu ve besmelenin sureden bir âyet olup onunla birlikte nazil olduğunu söylerler.

Sûrenin “O halde Rabbın için namaz kıl ve kurban kes.” âyetinin Hudeybiye’de Hz. Peygamber (sa) ve ashabı Mekke-i Mükerreme’ye girerek umre yapmaktan alakonuldukları zaman nazil olduğu da söylenir. Bu, Saîd ibn Cübeyr’den rivayet edilmiştir. Ancak Suyûtî bu rivayette şiddetli bir ğariblik olduğunu söyler.


AÇIKLAMA

“Hakikat, biz sana, Kevser’i verdik.” Sana son derece bol ve büyük hayırlar lütfettik. Cennetteki bir nehir de bunlardandır. Allah onu Rasulullah (s.a.) ve ümmeti için bir ikram kıldı.

“O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” Biz sana aralarında Kev­ser nehrinin de bulunduğu dünya ve ahirette büyük hayırlar verdiğimiz gi­bi sen de farz ve nafile namazlarına devam et. Sırf Rabbin için onu eda et. Kurban, hac için hazırladığın koyun veya deveni ve diğer keseceklerini Al­lah Tealâ için ve Ona hiçbir ortak koşmadan Allah’ın ismi üzerine kes. Zi­ra seni hazırlayan ve nimetlerini sana yağdıran O’dur, başkası değildir. Başka bir ayette de şöyle emretti: “De ki: “Şüphesiz benim namazım da ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de hiçbir ortağı olmayan, alemlerin Rabbi Allah’ındır. Ben böylece emrolundum. Ben müslüman olanların ilki­yim.” (En’am, 6/162-163). Allah’tan başkasına namaz kılan, Allah’tan baş­kası için kurban kesen müşriklerin aksinedir bu. Peygamber (s.a.)’e nama­zının ve kurban kesmesinin O’nun için olmasını emretti. Bu aynı zamanda riyakâr münafıkların da aksinedir.

Katade, Ata’ ve İkrime: Murat bayram namazı ve kurban kesmektir, demişlerdir.

İbni Kesir diyor ki: Sahih olan “kesme” ile kastedilen hac kurbanını kesmek, olduğudur. Bunun için de Bera b. Azib’in Buhari ve Müslim’deki hadisinde şöyle dendi: Rasulullah(s.a.) bayram namazını kılar sonra da kurbanını keserdi ve: “Kıldığımız namazı kılıp kestiğimiz gibi kesenin kur­banı olmuştur, namazdan önce kesenin kurbanı da olmamıştır.” derdi. Ebu Bürde b. Niyar kalktı ve: “Ya Rasulallah! Ben koyunumu namazdan önce kestim. Bu günün etin sevildiği bir gün olduğunu anlamıştım.” dedi. Ona: “Senin koyunun et koyunudur.” dedi. O: “Benim bir dişi oğlağım var. İki ko­yundan daha sevimlidir bana. Benim için caiz olur mu?” dedi. “Senin için caiz olur, senden sonra da kimseye olmaz.” diye cevap verdi.

İbni Cerir ayetin tefsirinde şöyle dedi: Doğru olan şöyle diyenin sözü­dür: Bunun manası, namazının tamamını sadece ve tek olarak Rabbin için yap. Kurbanın da böyle. Putlar için değil O’nun için yap. Sana vermiş oldu­ğu ve sadece sana ait yaptığı eşsiz kerametler ve hayırlara şükür olarak.

“Sana buğzeden, zürriyetsiz olan şüphesiz odur.” Ey Muhammed! Sana kin besleyen, senin getirdiğin hidayete, hakka ve açık delile, parlak nura kin besleyen; o ebterdir, basittir, zelildir, dünya ve ahiret hayrından kesil­miştir. Ölümünden sonra hatırası kalmayandır. Bu müşriklerden bazıları­nın, As b. Vail’in, Hatice’den olma oğlu Abdullah vefat ettiğinde Peygamber (s.a.) hakkında söylemiş olduğu o ebterdir, sözüne reddiyedir. İbni Abbas, Mukatil, Kelbi ve müfessirlerin görüşü budur. Erkeklerde ebter olma çocu­ğu olmamadır. İbni Abbas’tan, Ebu Cehil hakkında indiği de rivayet edil­miştir. Peygamber (s.a)’e düşmanlık eden ve nüzul sebebinde anılanlar ve diğerleri için geçerlidir