21

    Nüzul SırasıCüzSayfaSure
    9 30595Leyl(92)

٢١

وَلَسَوْفَ يَرْضى

(21) ve lesevfe yerda
İlerde mutlaka razı olacaktır

1. ve le : ve mutlaka
2. sevfe : yakında olacak
3. yerdâ : razı olacak

وَلَسَوْفَ يَرْضَىyakında kendisi de elbette razı olacaktır

AÇIKLAMA

“Muhakkak ki doğru yolu göstermek bize aittir.” Hidayet yolu ile sapık­lık yolunu, Helâl ile haramı, hak ile batılı, hayır ile şerri beyan etmek bize aittir. Bu da, peygamberler vasıtasıyla hükümlerinin, akaid, ibadet ve ah­lâk esaslarının bulunduğu kitaplar indirme iledir.

“Elbette ahiret de dünya da bizimdir.” Ahiretteki her şey ve dünyadaki her şey bizimdir. Onda dilediğimiz gibi tasarruf ederiz. İki dünya içinde bir şey isteyen bizden istesin. Dilediğimizi, dilediğimize verir bağışlarız. Hida­yetimize uyulmaması bize zarar vermez. Hidayete tabi olunması da mülkü­müzde bir artış yapmaz. Bilakis, onun yararı da zararı da size döner ey in­sanlar! Kim dünyaya ve ahirete malik ise, ikisinde de tasarrufu olan Odur. Uyulması gereken O’nun hidayeti ve dinidir.

Bundan sonra, Allah Tealâ ateş yoluna girmeye karşı uyararak şöyle buyurdu:

“İşte sizi alevler saçan bir ateşle uyardım. Oraya en bedbaht olandan başkası girmez. Ki o yalanlamış ve yüz çevirmişti.” Alevleri yükselen tutuş­muş şiddetli bir azapla sizi korkuttum. O azaba, peygamberlerin getirdiği hakkı kabul etmemiş, Muhammed (s.a.)’i Rabbinden getirdikleri konusun­da yalanlamış, Allah’a iman, dinine ve hükümlerine uymaktan, emirlerine itaatten yüz çevirmiş olan kâfirden başkası girmeyecektir.

Ve ateşten kurtuluşun yolunu da şöyle açıkladı:

“Sakınan ise ondan uzaklaştırılacaktır. Ki o malını vererek arınır.” Kü­fürden ve masiyetten şiddetle kaçınan takva sahibi de cehennemden uzak kalacaktır. Yukarıda da geçtiği gibi, Vahidi bu sakınan kimsenin, bütün müfessirlerin görüşüne göre Ebu Bekir Sıddık olduğunu söyledi. Yani, ayet onun hakkında indi, ama hükmü bütün müslümanlara hitap edecek şekil­de umumidir.

Bu takva sahibi yani sakınan kişi malını infak edip hayır yollarına ve­rendir. Allah katında arınmış, temiz ve günahlardan kurtulmuş olmayı is­temekte, insanların övgüsünü veya methini istememektedir.

İmam Ahmed ve Buhari, Numan b. Beşimden şöyle rivayet ettiler: Rasulullah (s.a.)’ı şöyle buyururken işittim: “Kıyamet günü cehennemliklerin en hafif azap göreni, ayaklarının altına iki kor konan ve onlardan dolayı beyni kaynayan kimsedir.”

Müslim’de bu hadisi başka bir lafızla rivayet etti: “Cehennemliklerin en hafif azap göreni, ateşten iki nalin ve kayışı olandır. Onlardan dolayı, kazan kaynar gibi beyni kaynar. En hafif azabı gördüğü halde, kendisinden daha çok azap görenin olmadığını sanır.”

Ahmed, Ebu Hureyre’den şöyle rivayet etti: Rasulullah (s.a.) buyurdu ki: “Ateşe bedbaht olandan başkası girmez. Bedbaht kimdir, dediler. Buyurdu ki: Kulluk yapmayan ve yapmadığı masiyet bırakmayan.”

Yine Ahmed ve Buhari, Ebu Hureyre’den şöyle dediğini rivayet ettiler: Rasulullah (s.a.) şöyle buyurdu: “Yüz çeviren hariç kıyamet günü bütün ümmetim cennete girecek.” Kim yüz çevirir ya Rasulallah, dediler? Buyurdu ki: “Bana itaat eden cennete girer. Bana isyan eden yüz çevirmiştir.”

Ardından, amelde İhlasın vasfını zikrederek şöyle buyurdu:

“Onda hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti yoktur. Sırf yüce Rabbinin rızasını kazanmak için (verir.) Yakında kendisi de muhakkak razı olacaktır.” Malını, insanlardan birisinin ona iyiliğine karşılık, mükâfat ola­rak tasadduk etmez. Bununla, bir iyiliğin karşılığını vermeyi değil, Al­lah’ın rızasını ve sevabını ister. O muhakkak, kendisine lutfettiklerimizle hoşnut ve razı olacaktır.

Buhari ve Müslim’de Rasulullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğu rivayet edil­miştir: “Allah yolunda bir çift infak edeni cennetin bekçileri çağırırlar: Ey Allah’ın kulu! Bu iyidir.” Ebu Bekir dedi ki: Birisinden çağırılan değil de, (cennetin kapılarının) hepsinden çağırılacak kimse var mı? Buyurdu ki: “Evet. Umarım sen onlardan biri olursun.”