٢٩
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرى اِلى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبيرٌ
(29) e lem tera ennellahe yulicül leyle fin nehari ve yulicün nehara fil leyli ve sehhareş şemse vel kamera küllüy yecri ila ecelim müsemmev ve ennellahe bi ma ta’melune habir
Görmedin mi? Allah geceyi gündüze katar gündüzü de geceye katar güneş’i ve ay’ı musahhar kılmıştır her biri akıp gider belirli vakte kadar gerçekten Allah yaptıklarınızdan haberdardır
| 1. | e | : mı |
| 2. | lem tere | : görmedin |
| 3. | ennallâhe (enne allâhe) | : muhakkak ki Allah |
| 4. | yûlicu | : sokar |
| 5. | el leyle | : gece |
| 6. | fî en nehâri | : gündüzün içine |
| 7. | ve yûlicu | : ve sokar |
| 8. | en nehâre | : gündüz |
| 9. | fî el leyli | : gecenin içine |
| 10. | ve sehhare | : ve musahhar kıldı, emrine amade kıldı |
| 11. | eş şemse | : güneş |
| 12. | ve el kamere | : ve ay |
| 13. | kullun | : hepsi |
| 14. | yecrî | : akar gider, hareket eder, seyreder |
| 15. | ilâ ecelin | : bir ecele kadar |
| 16. | musemmen | : belirli |
| 17. | ve ennallâhe (enne allâhe) | : ve muhakkak ki Allah |
| 18. | bi mâ | : şeyleri |
| 19. | ta’melûne | : yapıyorsunuz |
| 20. | habîrun | : haberi olan, haberdar |






