٧٩
كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ عَنْ مُنْكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِءْسَ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
(79) kanu la yetenahevne an münkerin fealuh lebi’se ma kanu yef’alun
birbirini engellemezlerdi onlar işledikleri kötülükten ne kadar kötü idi yaptıkları o şey
| 1. | kânû | : oldular, idiler |
| 2. | lâ yetenâhevne | : nehyetmezler, mani olmazlar, vazgeçirmezler |
| 3. | an munkerin | : kötülüklerden |
| 4. | fealû-hu | : onu yapıyorlar |
| 5. | lebi’se mâ | : ne kötü şey |
| 6. | kânû | : oldular |
| 7. | yef’alûne | : yapıyorlar |
كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ onlar birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardıعَنْ مُنكَرٍ kötülüktenفَعَلُوهُ yaptıklarıلَبِئْسَ gerçekten ne kötüydüمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ yapmakta oldukları şey






