بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
١
سَاَلَ سَاءِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
(1) seele sailun bi’azabin vaki’in
bir isteyici istedi vaki olacak azabı
| 1. | seele | : sordu, istedi |
| 2. | sâilun | : soran, isteyen, talep eden, talep sahibi |
| 3. | bi azâbin | : azabı |
| 4. | vâkıın | : vuku bulacak vaka (azap) |
سَأَلَ sorsunسَائِلٌ soracak olanبِعَذَابٍ azabıوَاقِعٍ gerçekleşecek
SEBEB-İ NÜZUL
Mekke’de nazil olmuştur. Îbnu’l-Cevzî bunda ulemanın icmaı olduğunu söyler. İbn Abbâs Sûrenin Hakka Sûresinin peşinden nazil olduğunu söylemiştir
İbn Abbâs’tan rivayete göre “Ey Allahım, eğer bu senin katından bir hak ise gökten başımıza taş yağdır.” deyip kendine beddua ederek azabı isteyen en-Nadr ibnu’l-Hâris ibn Kelede hakkında nazil olmuştur. Onun istediği azâb Bedir günü başına inmiş ve esir edilerek öldürülmüştür.
Hz. Peygamber (sa), Mekkelileri başlarına gelecek bir azâb ile korkuttuğunda onlar kendi aralarında: “Bu azabın ehli kimlerdir? Bu azâb kimedir? Bunu Muhammed’e bir sorun bakalım.” demişler ve gelip Hz. Peygamber (sa)’e sormuşlar da Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirmiş.
Bu âyet-i kerimenin el-Hâris ibnu’n-Nu’mân el-Fihrî hakkında nazil olduğu da söylenmiştir. Hz. Peygamber (sa)’in, Hz. Ali hakkında “Ben kimin dostu isem Ali de onun dostudur.” buyurduğu haberi kendisine ulaşınca devesine binmiş, gelmiş ve devesini el-Abtah’da ıhtırıp Hz. Peygamber (sa)’e: “Ey Muhammed, Allah’tan getirerek bize yegâne ilâhın Allah olduğuna ve senin O’nun elçisi olduğuna şehadet etmemizi emrettin, bunu senden kabul ettik. Günde beş vakit namaz kılmamızı emrettin, onu senden kabul ettik. Mallarımızın zekâtını vermemizi emrettin, onu senden kabul ettik. Her sene Ramazan ayında oruç tutmamızı emrettin, onu senden kabul ettik. Haccetmemizi emrettin kabul ettik. Sonra bütün bunlara razı olmayıp bir de bunların üstüne amca oğlunu bizden üstün tuttun. Bu, senden mi, yoksa Allah’tan mı?” diye sormuş. Hz. Peygamber (sa)’in: “Yegâne ilâh olan Allah’a yemin ederim ki bu, ancak Allah’tandır.” buyurunca da “Ey Allahım, şayet Muhammed’in söylediği hak ise üzerimize gökten taş yağdır veya bizim başımıza elîm bir azâb getir.” diyerek arkasını dönüp gitmeye başlamış. Râvi der ki: Allah’a yemin olsun ki daha devesine ulaşamadan Allah Tealâ ona bir taş attı da tam tepesine isabet edip ve çıktı, onu böylece öldürdü. İşte bu âyet-i kerime bunun üzerine nazil oldu.
Ancak bu rivayet, Sûrenin tamamının mekkî olduğu rivayetleriyle çelişmektedir ve rivayetin sıhhati Ğadîr Hum olayı hakkındaki rivayetlerin sıhhatine bağlıdır. Zira Hz. Peygamber (sa)’in Hz. Ali hakkında “Ben kimin dostu isem Ali de onun dostudur.” buyurması Ğadîr Hum olayındadır.






