1

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ

١

ك ه يع ص

(1) kaf ha ayn sad

kaf – ha ayın sad


SEBEB-İ NÜZUL

Sûre mekkîdir ve nüzul sırası itibariyle Fâtır Sûresinden sonra nazil olmuştur.

Mukatil de sûrenin mekkî olduğunu söyledikten sonra istisna olarak “İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Adem’in soyundan, Nûh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ile İsmail’in neslinden hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Rahmân’ın âyetleri onlara okunduğu zaman ağlıyarak secdeye kapanırlardı.” (âyet: 17) âyet-i kerimesinin Medine’de ve mü’minlerin Habeşistan’a hicretlerinden sonra nazil olduğunu söylemiştir.

Suyûtî de İtkân’ında Mekke’de nazil olduğunun istisnası olarak yukardaki 17. âyetle birlikte “Sizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbi’nin yapmayı üzerine aldığı kesin bir hükümdür.” (âyet: 71) âyetini zikretmiştir.

Müfessir Hibetullah ise Sûrenin Mekkî oluşundan “Ama onların ardından namazı bırakan, şehvetlerine tabi olan bir nesil geldi. Onlar, bu azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir. Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesnadır. Onlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete girerler.” (âyet: 59-60) âyetlerini istisna etmiştir.

Mekke’den Habeşistan’a hicret kıssasında İbn İshak’ın Ümmü Seleme’den, Ahmed ibn Hanbel’in de İbn Mes’ûd’dan rivayetlerine göre Ca’fer ibn Ebî Tâlib, bu sûrenin baş kısmını Necâşi’ye okumuştur. Kurtubî’nin zikrettiğine göre bu hadise Kureyş müşriklerinin Bedir bozgunu üzerine bu bozgunun intikamını almak kastıyla yanındaki müslümanları geri istemek üzere Amr ibnu’l-As ve Abdullah ibn Ebî Rabîa’yı Necâşî’ye göndermeleri üzerine vukubulmuş ve Cafer İbn Ebî Tâlib’in, yanında büyük piskopos ve rahiplerin de bulunduğu bir mecliste Necâşî’nin huzurunda Sûrenin baş kısımlarını okuması üzerine hem Necâşî’nin, hem de huzurda bulunanların gözlerinden yaşlar geldiği ve Necâşî’nin bu Kureyş elçilerini elleri boş geri çevirdiği anlatılmaktadır. Buna göre sûrenin baş tarafı Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuş demektir.