٤
قَالَ رَبِّ اِنّى وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّى وَاشْتَعَلَ الرَّاْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَاءِكَ رَبِّ شَقِيًّا
(4) kale rabbi inni vehenel azmü minni veştealer ra’sü şeybev ve lem eküm bi düaike rabbi şekiyya
dedi ki ey Rabbim! öyle ki benim kemiklerim gevşedi yaşlandım, başım bembeyaz oldu ey Rabbim! sana dua etmekten (hiçbir zaman) gocunmadım
| 1. | kâle | : dedi |
| 2. | rabbî | : Rabbim |
| 3. | in-nî | : muhakkak ben |
| 4. | vehene | : zayıfladı, güçsüzleşti |
| 5. | el azmu | : kemik |
| 6. | min-nî | : benden (benim) |
| 7. | ve işteale | : ve tutuştu, yayıldı |
| 8. | er re’su | : baş |
| 9. | şeyben | : ağararak (saçın ağarması) |
| 10. | ve lem ekun | : ve ben olmadım |
| 11. | bi duâi-ke | : sana dua etmek ile |
| 12. | rabbî | : Rabbim |
| 13. | şakıyyen | : şâkî |






