٩
يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوى وَاتَّقُوا اللّهَ الَّذى اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
(9) ya eyyühellezine amenü iza tenaceytüm fela tetena cev bil ismi vel üdvan ve mağsiyetirresüli ve tenacev bil birri vettakva vettekullahellezi ileyhituhşerun
Ey iman eden kimseler gizli konuştuğunuzda gizlice konuşmayın günah ve düşmanlığı ve resule isyanı iyiliği gizlice konuşun ve takvayı Allah’tan korkun ki huzurunda toplanacaksınız
| 1. | yâ eyyuhâ | : ey |
| 2. | ellezîne âmenû | : âmenû olanlar, ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler |
| 3. | izâ tenâceytum | : aranızda gizlice konuştuğunuz zaman |
| 4. | fe | : artık, bundan böyle |
| 5. | lâ tetenâcev bi | : gizli gizli konuşmayın |
| 6. | el ismi | : günah |
| 7. | ve el udvâni | : ve düşmanlık |
| 8. | ve ma’siyeti | : ve isyan |
| 9. | er resûli | : resûl |
| 10. | ve tenâcev bi | : ve gizli konuşun, aranızda müşavere edin, görüşün |
| 11. | el birri | : birri |
| 12. | ve et takvâ | : ve takva sahibi olma |
| 13. | ve itteku | : ve takva sahibi olun |
| 14. | allâhe | : Allah |
| 15. | ellezî | : o ki, ki o |
| 16. | ileyhi | : ona, kendisine, onun huzurunda |
| 17. | tuhşerûne | : haşrolunacaksınız, toplanacaksınız |
يَاأَيُّهَاeyالَّذِينَ آمَنُواiman edenlerإِذَاzamanتَنَاجَيْتُمْfısıldaştığınızفَلَا تَتَنَاجَوْاbundan böyle fısıldaşmayınبِالْإِثْمِgünahıوَالْعُدْوَانِdüşmanlığıوَمَعْصِيَةِve isyanıالرَّسُولِRasul’eوَتَنَاجَوْاfısıldaşınبِالْبِرِّiyiliğiوَالتَّقْوَىve takvayıوَاتَّقُواve sakınınاللَّهَ Allah’tanالَّذِي إِلَيْهِ تُحْشَرُونَancak huzurunda toplanacağınız
SEBEB-İ NÜZUL
Zeyd ibn Eşlem der ki: “Ey o iman etmiş olanlar, Peygamber’le gizli bir şey (özel bir şey) konuşacağınız vakit bu konuşmanızdan önce sadaka verin.” âyet-i kerimesi münafıklar ve Yahudiler hakkında nazil oldu. Hz. Peygamber (sa)’e gelir, onunla gizli gizli konuşur ve O’nun hakkında: “O, kendisine söylenen herşeyi duyan bir kulaktır.” derlerdi. Hz. Peygamber (sa) de kendisiyle gizli konuşmak isteyen kimseyi reddetmezdi. Münafıkların ve yahudilerin böyle yapmaları müslümanlara ağır geliyordu. Çünkü şeytan onların aklına, onların rasûlullah ile gizli gizli konuştuklarında kendileriyle savaşmak üzere düşmanlarının ordular topladığından bahsettikleri düşüncesini getirirdi. İşte bunun üzerine Allah Tealâ: “Ey iman edenler, aranızda gizli konuştuğunuz zaman günahı, düşmanlığı ve O Rasûl’e isyanı fısıldaşmayın…” âyet-i kerimesini indirdi. Ancak münafıklar ve Yahudiler yaptıklarında devam edince “Ey o iman etmiş olanlar, Peygamber’le gizli bir şey (özel bir şey) konuşacağınız vakit bu konuşmanızdan önce sadaka verin.” âyet-i kerimesini indirdi






