٣
ذلِكَ بِاَنَّ الَّذينَ كَفَرُوا اتَّبَعُوا الْبَاطِلَ وَاَنَّ الَّذينَ امَنُوا اتَّبَعُوا الْحَقَّ مِنْ رَبِّهِمْ كَذلِكَ يَضْرِبُ اللّهُ لِلنَّاسِ اَمْثَالَهُمْ
(3) zalike bi ennellezine keferut tebeul batile ve ennellezine amenüt tebeul hakka mir rabbihim kezalike yadribüllahü lin nasi emsalehüm
Böylece küfredenler batıla uymuşlar iman edenler de Rablerinden (inen) hakka tabi olmuşlardır Allah böyle anlatır insanlara misallerini
| 1. | zâlike | : işte bu (bunlar) |
| 2. | bi ennellezîne (enne ellezîne) | : onların olmaları sebebiyle |
| 3. | keferû | : inkâr ettiler |
| 4. | ittebeû | : tâbî oldular |
| 5. | el bâtile | : bâtıl |
| 6. | ve ennellezîne (enne ellezîne) | : ve onların olmaları |
| 7. | âmenû | : Allah’a ulaşmayı dilediler |
| 8. | ittebeû | : tâbî oldular |
| 9. | el hakka | : hak |
| 10. | min rabbi-him | : Rab’lerinden |
| 11. | kezâlike | : işte böyle |
| 12. | yadribullâhu | : Allah misâl verir, örnek gösterir |
| 13. | li en nâsi | : insanlara |
| 14. | emsâle-hum | : onların misâlleri, kendi durumları |
ذَلِكَ işte böyleبِأَنَّ hiç şüphesizالَّذِينَ كَفَرُوا küfürlerinde bilinçli olarak ısrar edenlerاتَّبَعُوا uymuşlarالْبَاطِلَ batılaوَأَنَّ الَّذِينَ آمَنُوا ve hiç şüphesiz iman edenlerاتَّبَعُوا uymuşlardırالْحَقَّ hakkaمِنْ رَبِّهِمْ Rablerinden olanكَذَلِكَ işte böyleيَضْرِبُ açıklarاللَّهُ Allahلِلنَّاسِ insanlaraأَمْثَالَهُمْ misallerini
AÇIKLAMA
“İnkâr edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların işlerini Allah boşa çıkarmıştır.” Allah’ın birliğini ve ayetlerini inkâr edenler, Allah’ı bırakıp, putlara tapanlar, başkalarını Allah’ın dini İslâm’a girmekten men edenlerin -bunlar Kureyş kâfirleridir- amellerinin sevaplarını, Allah boşa çıkarıp, zayi etmiş olup bunlara ahirette hiçbir mükâfat vermeyecektir.
Sıla-ı rahim (akrabaları ziyaret), esirleri hürriyetine kavuşturmak, misafirleri ağırlamak, Mescidi Haramı onarmak, su dağıtıp hacılara hizmet etmek ve sığınmak isteyene güvence verip sığındırmak gibi güzel ahlâklar diye niteledikleri bütün bu davranışlar küfür ve Allah yolundan alıkoymak günahları dolayısıyla makbul değildir.
Ayetin benzeri şudur: “Onların yaptıkları her işi ele alarak zerre zerre dağıları toza çeviririz.” (Furkan, 25/23),
Kâfirlerin durumunu ve cezalarını beyan ettikten sonra, Allah Tealâ müminlerin halini ve mükâfatlarını beyan ederek şöyle buyurdu: “İman edip yararlı işler yapanların, Rableri tarafından hak olarak Muhammed’e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.” Allah’ı tasdik edip, itaat eden, emir ve yasaklarına tabi olan, Allah’ı memnun edecek yararlı işler (salih ameller) yapan, peygamberi Muhammed (s.a.)’e indirdiği Kur’an’ı doğrulayan ve onun hak olduğuna ve Allah’ın kelâmı bulunduğuna iman edenlerin geçmişte işledikleri günahlarını Allah silecek, iman ve amel-i salihleri sayesinde onların günahlarını bağışlayacak, onların dünya ve ahiret durumlarını düzeltecek, masiyetlerden koruyacak, dünya ve ahirette onları hayırlı amellere yöneltecek ve ahirette onları cennet nimetlerine varis kılacaktır. Bu müjde, yararlı işler yapan müminlerden Muhacir, Ensar ve onlardan sonra gelen bütün müminleri de kapsamaktadır.
“Rableri tarafından hak olarak Muhammed’e indirilene inananların.” ifadesi âmm (genel anlam ifade eden cümle) üzerine hass’ın (hususi mana ifade eden cümle) atfı şeklindedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.)’in peygamber olarak gönderilişinden (bi’setinden) sonra, imanın sahih olabilmesi için, ona ve ona indirilen Kur’an’a iman etmenin şart olduğuna delildir. “Rableri tarafından hak olarak…” cümlesi ise güzel bir cümle-i mu’terize, yani ara cümledir.
Sonra yüce Allah, kâfirlerin amellerini boşa çıkarmasının ve müminlerin işlerini düzeltip mutlu kılmasının sebebini şöyle beyan etti: “Bunun sebebi, inkâr edenlerin batıla uymaları, inananların da, Rablerinden gelen hakka uymuş olmalarıdır.” Hek iki grup için ifade edilen bu ceza, kâfirlerin Allah’a şirk koşma, masiyetlere dalma ve bunu hakka tercih etmeleri gibi batıla sapmaları; müminlerin de, tevhit, iman ve yararlı işler gibi Allah’ın, uyulmasını emrettiği hakka tabi olmaları sebebiyledir.
“İşte böylece Allah, insanlara kendilerinden misallerini açıklar.” İşte Allah, böyle açık bir şekilde, insanlara (mümin, kâfir) iki grubun, ibret olacak durumlarını açıklar, amellerinin hangi noktaya varacağını ve onların ahirette ne halde olacaklarını açıklar






