٢٩
قُلْ هُوَ الرَّحْمنُ امَنَّا بِه وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فى ضَلَالٍ مُبينٍ
(29) kul huverrahmanu amenna bihi ve ‘aleyhi tevekkelna feseta’lemune men huve fi dalalin mubin
De ki: O Rahmandır biz O’na iman ettik O’na tevekkül ettik artık siz yakından bileceksiniz kimin açık bir sapıklık içinde (olduğunu)
| 1. | kul | : de |
| 2. | huve | : o |
| 3. | er rahmânu | : rahmân olan |
| 4. | âmennâ | : biz îmân ettik |
| 5. | bi-hî | : ona |
| 6. | ve aleyhi | : ve ona |
| 7. | tevekkelnâ | : biz tevekkül ettik |
| 8. | fe | : o zaman, artık |
| 9. | se-ta’lemûne | : yakında bileceksiniz |
| 10. | men | : kim |
| 11. | huve | : o |
| 12. | fî | : içinde, de |
| 13. | dalâlin | : dalâlet, sapıklık |
| 14. | mubînin | : açık, açıkça, apaçık |
قُلْ de kiهُوَ OالرَّحْمَانُRahman’dırآمَنَّا biz iman ettikبِهِ O’naوَعَلَيْهِve O’naتَوَكَّلْنَاtevekkül ettikفَسَتَعْلَمُونَartık siz yakında bileceksinizمَنْ kimin olduğunuهُوَ فِي içindeضَلَالٍ bir sapıklıkمُبِينٍ açık






