٥
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَاْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
(5) kezzebet kablehüm kavmü nuhiv vel ahzabü mim ba’dihim ve hemmet küllü ümmetim bi rasulihim li ye’huzuhü ve cadelu bil batili li yudhıdu bihil hakka fe ehaztühüm fe keyfe kane ikab
Bunlardan önce yalanlamıştı nuh kavmi de onların arkasından bazıları da her ümmet öldürmek istedi kendi resulünü yakalayıp hakkı, batıl ile yok etmek için boşuna mücadele ettiler nihayet onları yakaladım (bak) akıbetleri nasıl oldu!
| 1. | kezzebet | : yalanladı |
| 2. | kable-hum | : onlardan önce |
| 3. | kavmu nûhın | : Nuh kavmi |
| 4. | ve el ahzâbu | : ve hizipler, fırkalar, taifeler |
| 5. | min ba’dı-hım | : onlardan sonra |
| 6. | ve hemmet | : ve hamle yaptı, hücum etti |
| 7. | kullu | : hepsi, bütün |
| 8. | ummetin | : ümmet |
| 9. | bi resûli-him | : onların resûllerine |
| 10. | li ye’huzû-hu | : onu yakalamak için |
| 11. | ve câdelû | : ve mücâdele ettiler |
| 12. | bi el bâtılı | : bâtıl ile |
| 13. | li yudhıdû | : gidermek için |
| 14. | bi-hi | : onunla |
| 15. | el hakka | : hak |
| 16. | fe | : böylece, artık |
| 17. | ehaztu-hum | : ve onları yakaladım |
| 18. | fe | : böylece, artık, o zaman |
| 19. | keyfe | : nasıl |
| 20. | kâne | : oldu |
| 21. | ıkâbi | : ikabım, cezam |






