١١
وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللّهُ نَفْسًا اِذَا جَاءَ اَجَلُهَا وَاللّهُ خَبيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
(11) ve len yuahhirallahu nefsen iza cae eceluha vallahu habiyrun bima ta’melune
Allah asla ecelini geciktirmez hiçbir nefsin o kimseye eceli gelince Allah haberdardır bütün yaptıklarınızdan
| 1. | ve len | : ve asla olmaz |
| 2. | yuahhira allâhu | : Allah ertelemez |
| 3. | nefsen | : nefs, kimse |
| 4. | izâ câe | : geldiği zaman |
| 5. | ecelu-hâ | : onun eceli |
| 6. | ve allâhu | : ve Allah |
| 7. | habîrun | : haberdar olan |
| 8. | bi mâ | : şeyi, şeyleri |
| 9. | ta’melûne | : yapıyorsunuz |
وَلَنْ يُؤَخِّرَhalbuki asla geri bırakmazاللَّهُ Allahنَفْسًا hiçbir kimseyiإِذَا جَاءَgeldiğindeأَجَلُهَا eceliوَاللَّهُ şüphesiz Allahخَبِيرٌ hakkıyla haberdardırبِمَا تَعْمَلُونَyaptıklarınızdan
AÇIKLAMA
“Ey iman edenler, ne mallarınız ne evlâtlarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın.” Yani ey Allah’ı ve peygamberini tasdik eden müminler, mallarınız ve onlara ait tedbirler, evlâdınız ve onların işleriyle meşgul olmanız, sizi Kur’an okumak, namaz kılmak, farzları eda etmek, Allah’a karşı vazifelerinizi yerine getirmek gibi Allah’ı zikretmek sayılan amellerden alıkoymasın.
Sonra Allah Tealâ emrine muhalefet edilmemesini ikaz ederek ve dünyaya aldananların sonunun kötü olacağını bildirerek şöyle buyurdu:
“Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” Yani kim dünya ile, süs ve zinetiyle, mal ve metaı ile oyalanır, dinden, Rabbine ibadetten ve O’nu zikretmekten uzak kalırsa, kıyamet günü kendini ve ehlü iyalini tamamen kaybedenlerden olur. Çünkü o, bakiyi vermiş, faniyi almıştır.
Sonra Yüce Rabbimiz müminleri mallarını hayır yolunda harcamaya teşvik ederek şöyle buyurdu:
“Herhangi birinize ölüm gelip de “Ey Rabbim! Beni yakın bir müddete kadar geciktirseydin de sadaka verseydim, salihlerden olsaydım.” diyeceği (an)dan evvel size rızık olarak verdiğimizden harcayın.” Yani size rızık olarak verdiklerinizden bir kısmını, ölüm sebepleri gelip, alametleri görülüp kişinin “Ey Rabbim! Bana biraz mühlet verseydin, ölümümü kısa da olsa bir müddet daha geciktirseydin de malımı tasadduk etseydim ve salih insanlardan biri olsaydım.” demeden önce, nimetlere şükür, fakirlere rahmet, ümmetin umumi yararını gözetme olmak üzere hayır yolunda harcayın.
Bu delâlet ediyor ki dini vecibelerini vaktinde yapmayan herkes, ölüm anında pişman olacak ve kayıplarını telâfi etmek için çok az da olsa ömrünün uzatılmasını isteyecektir. Fakat artık her şey bitmiştir.
Tirmizi ve İbni Cerir’in İbni Abbas’tan rivayet ettiklerine göre Rasulullah (s.a.) şöyle buyurdu: “Kimin hac edecek kadar veya üzerine zekât farz olacak kadar malı olur da bunu yapmazsa, ölüm anında geriye dönüş talebinde bulunacaktır.” Birisi “Ey İbni Abbas! Allah’tan kork, o dönüşü sadece kâfir isteyecek.” deyince İbni Abbas: “Şimdi size bir ayet okuyacağım.” dedi ve açıklamasını yaptığımız bu ayeti okudu.
“Halbuki Allah hiçbir kimseyi, eceli gelince asla geri bırakmaz. Allah ne yaparsanız, hakkıyla haberdardır.” Yani hangi can olursa olsun ömrünü bitirip eceli geldiği zaman Allah Tealâ asla geri bırakmaz. Amellerinizden hiçbir şey Allah’a gizli olmaz. O bütün amellerinizin karşılığını verecektir. İyiliğe iyilikle, kötülüğü gazap ve azapla ve rahmet ve rızasından uzaklaştırmak suretiyle mukabele edecektir






