بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
١
اَتى اَمْرُ اللّهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالى عَمَّا يُشْرِكُونَ
(1) eta emrullahi fe la testa’ciluh sübhanehu ve teala amma yüşrikun
Allah’ın emri geldi artık onu acele istemeyin o subhandır ortak koştukları şeylerden yücedir
| 1. | etâ | : geldi |
| 2. | emru allâhi | : Allah’ın emri |
| 3. | fe | : o halde, artık |
| 4. | lâ testa’cilû-hu | : onu acele istemeyin |
| 5. | subhâne-hu (sebbehu subhane-hu) |
: onu tenzih edin : (onu şanına yakışır şekilde tesbih edin) |
| 6. | ve teâlâ | : ve yücedir, alâdır |
| 7. | ammâ (an mâ) | : şeylerden |
| 8. | yuşrikûne | : şirk koşuyorlar |
SEBEB-İ NÜZUL
İbn Merdûye’nin İbn Abbâs ve İbnu’z-Zubeyr’den rivayetle tahricine göre Sûre Mekke’de nazil olmuştur.
Hasen, İkrime, Atâ ve Câbir kavlinde sûrenin tamamı Mekke’de nazil olmuştur.
Nehhâs’ın İbn Abbâs’tan rivayetinde ise son üç âyeti (126-128) dışında sûrenin Mekke’de; bu üç âyet-i kerimenin ise Hz. Peygamber (sa)’in Uhud’dan dönüşünde Mekke ile Medine arasında nazil olduğu belirtilmektedir, ve Uhud’da müslümanların şehidlerine (özellikle de Hz. Hamza’ya) müşrikler tarafından işkence yapılması üzerine Hz. Peygamber (sa)’in veya müslümanların söyledikleri hakkında nazil olmuştur.
Yine İbn Abbâs’tan gelen bir rivayette “Allah’ın ahdini az bir bahaya satıp değişmeyin… ve onlara mükâfatlarını yaptıklarının daha güzeliyle ödeyeceğiz (âyet: 95-97) âyetleri dışında sûre Mekkîdir.
İbnu’s-Sâib’ der ki: Beş âyeti dışında Sûre mekkîdir. Bunlar da 41, 110, 126-128 âyetleridir.
Mukâtil ise mekkî olmaktan istisna edilen âyetlerini 41, 106, 110, 112 ve 126-128 olmak üzere yedi olarak verir.
Ümeyye el-Ezdî’nin Câbir ibn Zeyd’den rivayetine göre de başından 40 âyeti Mekke’de, kalanı da Medine’de nazil olmuştur.
Nüzul sırası itibariyle Kehf Sûresi’nden sonra nazil olmuştur.
Allah’ın emri geldi. Artık onun acele (ve vaktinden önce) gelmesini istemeyin. O, onların ortak koşmakta olduklarından^ münezzehtir.
Daha önce ‘ (Hûd Sûresinin 8. âyetinin nüzuksebebinde) geçtiği üzere İbnu’l-Munzir ve İbn Ebî Hâtim’in Katâde’den rivayetlerinde o şöyle demiştir: “İnsanlara, hesaba çekilmeleri vakti yaklaştı…” (Enbiyâ,xl/1) âyet-i kerimesi nazil olunca insanlar günahlardan çekinmeye başladılar. Bir Kısmı biraz çekindi, ama çok geçmeden daha önce yapmakta oldukları kötü amellere tekrar döndüler. Bunun üzerine Allah Tealâ: “Allah’ın emri geldi, binaenaleyh onun acele gelmesini istemeyin…” (Nahl, 16/1) âyet-i kerimesini indirdi. Dalâlet ehlinden bazı kimseler: “İşte Allah’ın emri bu, nihayet geldi.” deyip kötü amelleri bıraktılar. Ama onlardan bir kısmı yine çok geçmeden kötü ameller işlemeye döndüler de bunun üzerine Allah Tealâ: “Sayılı bir müddete kadar üzerlerinden azabı erteliyecek olsak mutlaka “Bunu alıkoyan da ne?” derler..’” âyet-i kerimesini (Hûd, 11/8) indirdi. İbn Cureyc’den gelen rivayette “insanlar” yerine “bazı münafıklar” denilmiştir.
İbn Abbâs der ki: Allah Tealâ: “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.” (Kamer, 54/1) âyet-i kerimesi nazil olunca kâfirler birbirlerine: “Bu adam kıyametin yaklaştığını iddia ediyor. Yapmakta olduğunuz kötülükleri bir süre yapmayın bakalım neler olacak?” dediler. Ama bir süre geçip hiçbir şey olmayınca ve üzerlerine bir azâb filân da inmeyince: “‘Hani hiçbir şey görmüyoruz: bu kıyametin kopacağı filân yok!” dediler de Allah Tealâ: “İnsanlar haktan yüz çevirmişler gaflet içindelerken hesaba çekilmeleri vakti yaklaştı.” (Enbiyâ, 21/1) âyet-i kerimesini indirdi. Kâfirler yine korktular ve kıyametin kopmasının yaklaşmasını beklediler. Ama günler uzayıp da kıyamet kopmayınca: “Ey Muhammed, bizi kendisiyle korkuttuklarından hiçbirini görmedik, görmüyoruz da.” dediler ve bunun üzerine Allah Tealâ: “Allah’ın emri geldi…’” yi indirdi. Ayet-i kerimenin bu kısmı nazil olunca Hz. Peygamber (sa) yerinden sıçradı, insanlar ne oluyor diye başlarını kaldırıp bakınmaya başladılar ki “‘Acele etmeyin, onun acele gelmesini istemeyin.” kısmı da nazil oldu ve insanlar rahatladılar.
Diğer bazı kimseler de bu âyet-i kerimedeki “Allah’ın emri”nin kılıçla azaba uğratılmak olduğununu söyleyerek âyet-i kerimenin “Ey Allahım. eğer bu, senin katından bir gerçek ise başımıza gökten taş yağdır.” diyerek azabın hemen gelmesini isteyen en-Nadr ibnu’l-Hâris”in bu isteği üzerine nazil olduğunu kaydetmişlerdir.






