١١
يُنْبِتُ لَكُمْ بِهِ الزَّرْعَ وَالزَّيْتُونَ وَالنَّخيلَ وَالْاَعْنَابَ وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ اِنَّ فى ذلِكَ لَايَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
(11) yümbitü leküm bihiz zer’a vez zeytune ven nehiyle ve a’nabe ve min kullis semarat inne fi zalike le ayetel li kavmiy yetefekkerun
O su ile sizin için bitirir ekin zeytinler hurmalar üzümler ve her türlü meyveler muhakkak bunda düşünen kavim için ibretler (vardır)
| 1. | yunbitu | : bitirir, yetiştirir |
| 2. | lekum | : sizin için |
| 3. | bihi ez zer’a | : onunla ekin |
| 4. | ve ez zeytûne | : ve zeytinler |
| 5. | ve en nahîle | : ve hurmalıklar |
| 6. | ve el a’nâbe | : ve üzümler, bağlar |
| 7. | ve min kulli es semerâti | : ve meyvelerin (ürünlerin) her türlüsünden |
| 8. | inne | : muhakkak, şüphesiz |
| 9. | fî zâlike | : bunda vardır |
| 10. | le âyeten | : mutlaka, elbette âyet (delil) |
| 11. | li kavmin | : bir kavim için, bir topluluk için |
| 12. | yetefekkerûne | : tefekkür ederler |






