١٢
وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِاَمْرِه اِنَّ فى ذلِكَ لَايَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
(12) ve sehhara lekümül leyle ven nehara veş şemse vel kamer ven nücumü müsahharatüm bi emrih inne fi zalike le ayatil li kavmiy ya’kilun
size musahhar kıldı geceyi gündüzü güneş’i ve ay’ı o yıldızları kendi emrine bağlı kıldı muhakkak bunda aklını kullanan kavim için ibretler vardır
| 1. | ve sehhara lekum | : ve sizin emrinize verdi |
| 2. | el leyle | : gece |
| 3. | ve en nehâre | : ve gündüz |
| 4. | ve eş şemse | : ve güneş |
| 5. | ve el kamere | : ve kamer (ay) |
| 6. | ve en nucûmu | : ve yıldızlar |
| 7. | musahharâtun | : emrine verilmiş olanlar |
| 8. | bi emri-hi | : onun emriyle |
| 9. | inne | : muhakkak |
| 10. | fî zâlike | : bunda vardır |
| 11. | le âyâtin | : âyetler |
| 12. | li kavmin | : kavim için, topluluk için |
| 13. | ya’kılûne | : akıl ediyorlar, akıl ederler |






