٤٩
قَالُوا تَقَاسَمُوا بِاللّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُ وَاَهْلَهُ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّه مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ اَهْلِه وَاِنَّا لَصَادِقُونَ
(49) kalu tekasemu billahi le nübeyyitenne hu ve ehlehu sümme le nekulenne li veliyyihi ma şehidna mehlike ehlihi ve inna le sadikin
Dediler: Allah’a yemin ederek gece baskını yapalım ona ve ailesine sonra kesinlikle deriz velisine biz onun ve ehlinin helakine şahit olmadık gerçekten biz doğru söyleyenlerdeniz
| 1. | kâlû | : dediler |
| 2. | tekâsemû | : (karşılıklı) kasem ediyorlar, yemin ediyorlar |
| 3. | billâhi (bi allâhi) | : Allah’a |
| 4. | le | : mutlaka |
| 5. | nubeyyitenne-hu | : gece baskını (geceleyin baskın) düzenleyelim |
| 6. | ve ehle-hu | : ve onun ehli, ailesi |
| 7. | summe | : sonra |
| 8. | le | : mutlaka |
| 9. | nekûlenne | : söyleyelim |
| 10. | li veliyyi-hi | : ve onun velîsine, dostlarına |
| 11. | mâ şehidnâ | : biz şahit olmadık |
| 12. | mehlike | : helâk edilme |
| 13. | ehli-hi | : onun ehli, ailesi |
| 14. | ve innâ | : ve muhakkak ki biz |
| 15. | le | : elbette, gerçekten |
| 16. | sâdikûne | : sadıklar, doğru söyleyenler |






