٦٩
قُلْ سيرُوا فِى الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمينَ
(69) kul siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetül mücrimin
Dedi ki yeryüzünü geziniz bakınız nasıl olmuş mücrimlerin akıbeti
| 1. | kul | : de |
| 2. | sîrû | : yürüyün, dolaşın |
| 3. | fî el ardı | : yeryüzünde |
| 4. | fenzurû (fe unzurû) | : böylece bakın |
| 5. | keyfe | : nasıl |
| 6. | kâne | : oldu |
| 7. | âkibetu | : akıbet, son |
| 8. | el mucrimîne | : suçlular, günahkârlar |






