٨
فَلَمَّا جَاءَهَا نُودِىَ اَنْ بُورِكَ مَنْ فِى النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَانَ اللّهِ رَبِّ الْعَالَمينَ
(8) felemma cae ha nudiye em burike men fin nari ve men havleha ve sübhanellahi rabbil alemin
Zamanla varınca yanına nida olundu mübarek kılındı ateşin (bulunduğu) yer ve etrafındakiler Allah noksanlıktan münezzehtir alemlerin Rabbi olan
| 1. | fe | : artık, böylece |
| 2. | lemmâ | : olduğu zaman |
| 3. | câe-hâ | : oraya geldi |
| 4. | nûdiye | : nida edildi, seslenildi |
| 5. | en bûrike | : mübarek kılındı |
| 6. | men | : kimse(ler) |
| 7. | fî en nâri | : ateşin içinde, yanında |
| 8. | ve | : ve |
| 9. | men | : kimse(ler) |
| 10. | havle-hâ | : onun etrafında |
| 11. | ve subhâne allâhi | : ve Allah |
| 12. | rabbi el âlemîne | : âlemlerin Rabbi |






