13

    Nüzul SırasıCüzSayfaSure
    92 478Nisa(4)

١٣

تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ وَمَنْ يُطِعِ اللّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا وَذلِكَ الْفَوْزُ الْعَظيمُ

(13) tilke hududüllah ve mey yütiillahe ve rasulehu yudhilhü cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fihav ve zalikel fevzül aziym

işte bunlar Allah’ın hudutlarıdır kim Allah’a itaat ederse ve ve o’nun resulüne (Allah) onu cennetlere koyar altından nehirler akan orada ebedi olarak kalırlar işte bu en büyük kurtuluştur

1. tilke : o, bu, işte bunlar
2. hudûdu : hudutlar
3. allâhi : Allah
4. ve men : ve kim
5. yutıı : itaat eder
6. allâhe : Allah
7. ve resûle-hu : ve O’nun Resûlü, elçisi
8. yudhıl-hu : onu dahil eder, koyar
9. cennâtin : cennetler
10. tecrî : akar
11. min tahti-hâ : onun altından
12. el enhâru : nehirler
13. hâlidîne : ebedi kalacak olanlar
14. fî-hâ : onun içinde, orada
15. ve zâlike : ve bu
16. el fevzu : fevz, kurtuluş
17. el azîmu : büyük, en büyük

تِلْكَ işte bunlarحُدُودُ sınırlarıdırاللَّهِ Allah’ınوَمَنْ her kimيُطِعْitaat ederseاللَّهَ Allah’a daوَرَسُولَهُ Rasulü’ne deيُدْخِلْهُ onu koyacaktırجَنَّاتٍ Cennetlereتَجْرِي akanمِنْ تَحْتِهَا altındanالْأَنْهَارُ nehirlerخَالِدِينَkalıcıdırlarفِيهَا oradaوَذَلِكَ işte buالْفَوْزُ bir kurtuluşturالْعَظِيمُ çok büyük