١٤٩
اِنْ تُبْدُوا خَيْرًا اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَاِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا قَديرًا
(149) in tübdu hayran ev tuhfuhü ev ta’fü an suin fe innellahe kane afüvven kadira
eğer siz hayrı açıklar yahut onu gizlerseniz yahut affederseniz bir kötülüğü şüphesiz Allah bağışlayıcıdır her şeye kadirdir
| 1. | in | : eğer, şayet |
| 2. | tubdû | : açıklarsınız |
| 3. | hayran | : hayır |
| 4. | ev | : veya, ya da |
| 5. | tuhfû-hu | : onu gizlersiniz |
| 6. | ev | : veya, ya da |
| 7. | ta’fû an | : siz affedersiniz |
| 8. | sûin | : kötülük, fenalık |
| 9. | fe | : o zaman, o taktirde |
| 10. | inne | : muhakkak |
| 11. | allâhe | : Allah |
| 12. | kâne | : oldu, …dır |
| 13. | afuvven | : affeden, affedici |
| 14. | kadîran | : kaadir, kudret sahibi, gücü yeten |
إِنْ تُبْدُوا açıklarsanızخَيْرًا bir hayrıأَوْ veyaتُخْفُوهُ onu gizlersenizأَوْ yahutتَعْفُوا affedersenizعَنْ سُوءٍ bir kötülüğüفَإِنَّ muhakkakاللَّهَ Allahكَانَ olandırعَفُوًّا Afuvvقَدِيرًا ve Kadir
AÇIKLAMA
Yüce Allah kötü sözü açıkça söyleyen, insanların kusurlarını ulu orta anlatan kimseleri cezalandırır. Çünkü böyle bir tutum düşmanlığı körükler, nefreti, kini galeyana getirir, ruhlara düşmanlık tohumlarını eker. Aynı şekilde bu, o sözleri dinleyenlere de bir kötülüktür. Bunun sonucunda o sözleri dinleyenlere kötülükleri işleme, kötülük işleyeni taklit etme cesaretini verir, işitenleri kötülük yapmaya iter. Çünkü kötülüğü dinlemek tıpkı kötülük yapmak gibidir.
Kötü sözü gizli söylemek de aynı şekilde haramdır ve cezayı gerektirir. Şu kadar var ki, ayet-i kerimede zararı daha fazla, fesadı daha genel ve daha tehlikeli olduğundan dolayı yalnızca açıkça söyleme hali zikredilmiştir. Çünkü Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz hayasızlığın müminler arasında yaygınlık kazanmasını isteyenler için dünyada da ahirette de oldukça acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nûr, 24/19).
Daha sonra Yüce Allah kötü sözün açıkça söylenmesinin caiz olduğu bir hali istisna etmektedir: Bu, yöneticiye, hakime veya üzerindeki zulmü kaldırması, imdadına koşması umulan başka herhangi bir kimseye zalimin zulmünden şikayette bulunma halidir. Zalimi şikayet etmek şer”an istenen bir iştir. Çünkü Yüce Allah kullarının zulme karşı sessiz kalmalarını yahut kendilerine yapılan haksızlıklara boyun eğmelerini yahut küçük düşürülmeyi kabullenerek zillete sessizlikle karşılık vermelerini sevmez. İmam Ahmed şunu rivayet etmektedir: “Şüphesiz hak sahibinin söylemesi gereken bir söz vardır.” Bu ise iki zarardan daha hafif olanını işlemek ve iki kötülükten daha büyük olanını bertaraf etmek kabilinden bir tutumdur.
Kötü sözü açıkça söylemenin caiz oluşu ile caiz olmayışı hallerinin her birisi, Yüce Allah’ın alabildiğine hassas gözetimi altındadır. O söylenen bütün sözleri işitir. Sözleri söylemeye iten niyet ve maksatları bilir. Bütün yaratıkların yaptıkları her türlü fiil ve tasarrufları çok iyi bilendir. Haklı olana sevap verir. Batıl üzere olanı cezalandırır. Zulmün ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, her zalimin zulmüne ceza verir.
İster söz, ister fiil kabilinden olsun, hayırlı herhangi bir şeyi açığa vurmak yahut gizlemek veya kötülük yapanı bağışlamak gibi amellerin her birisini Allah hayır ile mükâfatlandırır, hatta Allah böyle davranmaya teşvik bile eder.
Çünkü Yüce Allah hayırlı işler yapmayı sever, kötülükleri bağışlar. Bununla birlikte O, kötülük işleyeni cezalandırmaya tam anlamıyla kadir olandır. Yüce Allah’ın emrettiği ahlâkî güzelliklerle bezenmek ise güzel bir iştir ve teşvik edilmiştir






