17

    Nüzul SırasıCüzSayfaSure
    92 479Nisa(4)

١٧

اِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللّهِ لِلَّذينَ يَعْمَلُونَ السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَريبٍ فَاُولءِكَ يَتُوبُ اللّهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ اللّهُ عَليمًا حَكيمًا

(17) innemet tevbetü alellahi lillezine ya’melunes sue bi cehaletin sümme yetubune min karibin fe ülaike yetubüllahü aleyhim ve kanellahü alimen hakima

ancak Allah’ın kabul ettiği tövbe o kimseler ki bir kötülük yaparlar cahillik ederek sonra tövbe ederler yakın bir zamanda işte bunların Allah tövbelerini kabul buyurur Allah bilen, işlerinde hikmet sahibidir

1. innemâ : fakat, ancak, sadece
2. et tevbetu : tövbe
3. alâ allâhi : Allah’a
4. li ellezîne : onlar için
5. ya’melûne : yaparlar
6. es sûe : kötülük
7. bi cehâletin : cahillik ile
8. summe : sonra
9. yetûbûne : tövbe ederler
10. min karîbin : yakın zaman, hemen
11. fe ulâike : işte onlar
12. yetûbu : tövbelerini kabul eder
13. allâhu : Allah
14. aleyhim : onlara
15. ve kâne : ve oldu, idi, …dır
16. allâhu : Allah
17. alîmen : alim, en iyi bilen
18. hakîmen : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

إِنَّمَا ancakالتَّوْبَةُ tevbeعَلَىkatındaاللَّهِ Allahلِلَّذِينَ içindirيَعْمَلُونَ işleyipالسُّوءَ kötülükبِجَهَالَةٍ cehalet sebebiyleثُمَّ sonraيَتُوبُونَ tevbe edenlerمِنْ قَرِيبٍ yakındanفَأُوْلَئِكَ işte onlar var yaيَتُوبُ tevbelerini kabul ederاللَّهُ Allahعَلَيْهِمْ onlarınوَكَانَ şüphesiz olandırاللَّهُ Allahعَلِيمًا Alîmحَكِيمًا ve Hakim