٦٩
وَمَنْ يُطِعِ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَاُولءِكَ مَعَ الَّذينَ اَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّنَ وَالصِّدّيقينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحينَ وَحَسُنَ اُولءِكَ رَفيقًا
(69) ve mey yütiilahe ver rasule fe ülaike meallezine en’amellahü aleyhim minen nebiyyine ves siddikiyne veş şühedai ves salihiyn ve hasüne ülaike rafika
kim Allah’a ve resulüne itaat ederse işte onlar Allah’ın nimet verdiği beraberdirler nebilerle, sıddıklarla, şehitlerle, ve salihlerle işte bunlar ne güzel refiklerdir
| 1. | ve men | : ve kim |
| 2. | yutiı | : itaat eder |
| 3. | allâhe | : Allah |
| 4. | ve er resûle | : ve resûl, elçi |
| 5. | fe | : o taktirde |
| 6. | ulâike | : işte onlar |
| 7. | mea | : beraber |
| 8. | ellezîne | : o kimseler, onlar |
| 9. | en’ame | : ni’met verdi |
| 10. | allâhu | : Allah |
| 11. | aleyhim | : onlara, kendilerine |
| 12. | min en nebiyyîne | : nebilerden, peygamberlerden |
| 13. | ve es sıddîkîne | : ve sıddîklar |
| 14. | ve eş şuhedâi | : ve şehitler |
| 15. | ve es sâlihîne | : ve salihler |
| 16. | ve hasune | : ne güzel |
| 17. | ulâike | : işte onlar |
| 18. | refîkan | : arkadaş olarak, arkadaş |
وَمَنْ her kimيُطِعْ itaat ederseاللَّهَ Allah’a daوَالرَّسُولَ Rasul’e deفَأُوْلَئِكَ işte onlarمَعَ beraberdirالَّذِينَ kimselerleأَنْعَمَ nimet verdiğiاللَّهُ Allah’ınعَلَيْهِمْ kendilerineمِنْ den olanالنَّبِيِّينَ nebilerوَالصِّدِّيقِينَ sıddıklarوَالشُّهَدَاءِ şehidlerوَالصَّالِحِينَ ve salihlerوَحَسُنَ ne güzelأُوْلَئِكَişte onlarرَفِيقًا arkadaştır






